Anlaşıldığını sanmak

Kumda iz bırakmayan küller gibi dinlenmek neden kulaklarda tiz bir ses yaratır ve boşlukta yankılanan bir gürültüyle baş başa buluruz kendimizi? Çölün ortasında susuzluk çeken bir kaktüs gibi, dayanıklılığımız hakkında fikrimiz olmadan susamayı istemek daha cazip gelir. Sanılar da yanılsamalar gibi çarpıcı ve aldatıcıdır. Hele ki yanlış sanılar daha beter eder insanı. Var oluşumuzun kanıtlarına kadar sorgular hale geliriz evreni. İnsan hep anlaşılmak isteyen bir varlık olmuştur bana kalırsa. Tersini söyleyip inkara kalkışanlar olsa da bu yadsınamaz. Bu anlaşılma isteği büyüdükçe, kaktüs de olduğu gibi susuzluk artar ve belki de anlama yetisi geride kalır. Anlayamayan bir zihin ise yalnızca anlaşılmayı diler. Halbuki anlaşıldığı pek çok şeyi anlayamadığı için anlaşılamadığını düşünmektedir. Sanıların sanılan değil başka ön görüler olduğu sezildiğinde ise yanlışlar ortaya çıkmıştır bile. Artık bir çok şey sanılmıştır. Anlaşılmak da öyle. Yaralayıcı etkisiyle birlikte tokat gibi çarpar yüzlere. Acıtan ise tokat değil yüzlere inen elin sahte büyüklüğü olmuştur. Tıpkı çölde olduğunu zanneden bir kaktüs gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s