Yokluğunda

Bir yaprak gibi titreyen,

Kor gibi yanan,

Kasırgaların kıpırdatamadığı,

Ezeli ruh eşiğim.

Cümleleri üç noktayla bitiren,

Değişimlere sürükleyen,

Gelişimlerde anımsanan,

Belli belirsiz bir kuytuda acılı.

Olmazlara karşı en azından diyebildiğim,

Yokluğunda.

Sevgi öğretmenleri

Bir çırpıda karışan hamur gibi ahengiyle hayran bırakan mıknatıs çekimler, aslında bizi bir arada tutan. Onca konuşulan lafların değil de bir anlık dokunuşların ve telkinlerin vücut bulması. Sırf olsun diye değil, çekimiyle üzerimizde ki ölü toprağı, sürünen psikolojiyi atan bir tomurcuk. Bu tomurcuğu açtırmak kolay değil, hele ki nasıl olacağını bilmiyorsanız. Her hususun öğreteni vardır elbet diyerek yola çıkıldığında, sevgi öğretmenleri çıkar karşımıza. Maaş almazlar ya da izinleri de yoktur. Zamanlı zamansız, zor şartlarda, koşulsuz, karşılık beklemeden çalışır dururlar. İstedikleri yalnızca değer görmek ve öğrettikleri dersin düşünceden başlayıp yayılarak bulaşıcı olmasıdır. Basit bir ders gibi görünse de, teferruatlı müfredatı sayesinde sınıfta kalanı çok olan bir derstir. Bu yüzden olsa gerek, yarıda bırakanlar devama kalkıştıklarında zorlanırlar, gücenirler. Karmaşık hisleriyle bu derse devam etmektense, olduğu gibi bırakmak daha iyi görünür onlara. Ama kimi zamanda öğretmen bulmak sıkıntı kabul görür ve can sıkar. Tek başına da öğrenilebilir deriz sevgisizlikten bitkin düştüğümüzde. Sadece sevgiyi alabilecek biri olduğunda elbette dileğimiz gerçekleşmiş olur. O da mı olmadı başkaları mutlu olsun ben öyle de mutlu olurum deriz. Nispeten de işe yarar bu teori. Tomurcuklar yerinde kalır en azından. Kaybolmaya gerek kalmaz, elde bir harita vardır artık. Öğretmenler yeniden belirebilir ve başka öğrenciler de istekle derse katılan. Küçük bir öğrenci olmayı özlediğimiz zamanlara geri döneriz tam o sırada ve sonların da mutlu olabileceği hayal olmaktan çıkar…