Bizi ayakta tutan heyecanlar mı?

Sakin bir hayat herkesin hayallerini süsler özellikle geçkin zamanlarımızda. Genç hissettiğimiz zamanlarda ki hayaller fırtınası bizi alıp bilmediğimiz diyarlara götüreceğinden mi ya da biz mi gittiğimiz yerin bilinmezliğinden dolayı fırtınada kayboluruz nedenini bilmiyorum tutkular böyle böyle artar. Ta ki eskiyen, yıpranan bildiklerimizin aslında bilemediklerimizden ibaret olduğunu anlayana dek. Yanılgıya düşen yürek diz çöker beyin karşısında. Bu yüzden heyecanın yerini sükûnet isteğine bırakır. Buna bir açıdan alın yazısı da denilebilir. Farkındalığın çıkış anının bekleyişinde ki zamanlama kapısı gibi. Tabiatın fabrikasyonları olan biz insanlar mutlaka bu döngünün içine gireriz. Çünkü sürekli olarak kimse sükûnet içinde olamaz. Fabrika ayarlarımız tıkır tıkır işlerken, göz önündeki perdeyi indirir ve oyunu sahneye koyar. Alkışlar kıyamet gibi o denli güçlü yani. İlk heyecan başlar, oyunla. Sonraki oyunlar da merak yerini alışkanlığa bırakır. Süregelmiş komutlar belleğimizi devirir ve kendimizden kovuluruz. Herhangi bir duygu için kıpırtıya hasret olan bizler, arayışımıza devam ederiz. Ama o ilk oyun gibi olmaz hiçbiri.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s