Ağlamaklı

Son kez arkana bakıp, titrek ellerle susan dudaklarınla kalakalınca, üzerine yağan yağmurları incitmeden ve yüreğini gücendirmeden dökersin göz yaşlarını. Büsbütün saran acı seli içinde kayık misali sallanan mısralar eşlik eder suskunluklara. Bir nebze de olsa diner diye beklenen yağmur için şemsiyesiz yollar başlamıştır artık. Her bir adımda yere düşen hatıralar izini bırakmadan yok olurken, yürekte açılan yaralar derinlere iner. Kimliğini yitirmiş biri gibi delice savrulursun seni alan rüzgarla. Nereye gittiğinin bir önemi yoktur. Ne yaptığının da. Sadece yağmurlar anlar, dinmeyen göz yaşlarını. Hayaller uzaklaşıp, karanlıklar çıkmaya başlar. Bir fırtınayla alaşağı olan ruhun şahlanır. Tek bir göz yaşı ve sonra koca bir gülümsemeye yetecek hatıraların gelmesiyle sana. Sonra yine göz yaşları, ıslak ve hasret dolu. İsteklerin karşılanamadığı bir dehliz. Elde avuçta bırakmayan duygu seli. Sebebini bilmeden ağlamak dolu dolu…