Tek bir söz

Onu çağıran bütün sözlere söylüyorum, geldiğiniz yere geri dönün.

Bütün yarınlarıma, dünlerimi anlatıyorum, ondan uzak durun.

Daha neler var daha nasıl sevmek var, beni bırakın.

Ya kaybolursam diye korkuyorum, ona göz kulak olun.

Her şeyi bilmekten nefret ediyorum, bana cahilliği bahşedin.

Sonra hepsini tek bir söze sığdırıyorum, bana söylemeyin.

 

 

Uzaklar

Kaçıp gitsem uzaklara.

Bir faydası olur mu, çözüme kavuşur mu her şey?

O uzaklarda kendimi bulabilir miyim ya da bana ait olan bir şeyleri?

Ömrüm boyunca dağılmış parçalarımın peşinden gitmem gerekebilir mi?

Sıkılmalarımı çocukça gören mantığıma her defasında yenilip mecburiyetler arasında sıkılır mıyım?

Çıkış

Düşüncelerimin esirinde bir yudum su ararken buldum kendimi. Sular beni boğarken kaçıp kurtulmak, bu dönenceden ayrılmak istedim. Sarmaşıklara dolanan ruhumun buklelerinde çıkışı bulduğumu zannettim. Ben istedikçe daha çok… Çırpınışlarım can verse de, bitik beni bitiremedi. Bir tek çıkışım vardı ve ben oradan  da çıkamıyordum.

Hayat

Her gün farklı bir tecrübe hayat, her gün başka bir kaçışın son bulması. Günün sonunda ki maziye sünger çeken hesaplaşmalar bizi kurtaran. Hani geçmesi beklenen günler vardır ya, nasıl olduğu önemli değildir; sadece o günün bitmesi gerekiyordur. Hayatımızın son günü olsa da fark ettirmez çünkü diğer günler için kendini feda eden bir gün olmalıdır. Bir çırpıda ve anlamadan geçen bir gün. Kaybettirdiklerini yok sayarak ileriye bakmak için feda ettiğimiz bir kaçamak. Tüm günlere hükmederken bulduğumuzda onu, o günü tekrar yaşamak isteriz. Olmaz, olamaz, olmamalıdır. Hayat devam etmelidir. Geçmişte geçmişte kalmalıdır.