Gerisini ne Siz Sorun ne de Ben Söyleyeyim

Umudunu ekmeği yapan insanlar beni duygulandıran

Ekmeğini yemeden iki kere düşünenler beni sızlatan

Hiç olmadık zamanlarda sadelikleriyle beni geri döndüren

Hepsini geçsem de tek onlardan geçemem ben

Bir gün yürürken ya da hıçkırırken sokağın ortasında

Önüm arkam sağım solum onlar benim

Gülmek için beni bekleyen neşelerim

Gözümdeki yaşları silmeden rahat edemeyenler yerine

Yanlarında doyasıya ağladığım insanlar

Harici ayıraçlarımı kaldırıp attığım rafın tozlarını silen

Bir garip debelenmeyle yüzleştiğim fırtınanın yelkeninde

Uçarken bulutların eşsiz semasında

Tecrübe denen kıyaslı hayatın çetin savaşında

Ah dedim

Her kaybolduğumda, bu şehrin vasat sokaklarında,

Her köşe başlarında vuslat bulduğumda,

Sezilen bir örgünün düğüm noktasını çözemezken,

Tek bir can gizemleri dağıtıyorsa bir çırpıda,

Eklemlerinde ki oymalar bir bir çekilirken,

Savaş yerinde can vermiş bir asker edasıyla anıtta,

Gördüğün ve görebileceğin aynı simaysa tınıda,

Eğilen ruh kıvrımlarına hitaben saygıyla,

Uzun sokaklar ve kıpırtısız bir gecenin ardından güne başladığında,

Olmuyor ve yine olmuyor diye ah ederken,

Yanında olmayan güzellik tüm ışıltısını alıp götürmüşse beraberinde,

Tüm sokaklar birbirine benzemişse en sonunda.

Bazen ah bazen olmuyor de,

Ya da çek git bu keşmekeşin içinden, kendini de al götür.

Kül rengi

Avuçlardan kayıp giden renkler cümbüşünde,

Aslında neyin önemli olduğunu sorgular haldeyken,

Düşündüklerin ve yaptıkların umarsızca sana yok olduğunu hatırlatıyorsa,

Şu an gerçeklerden çok uzaksan,

Ve kendine yakınlığın bir o kadar düzmecesye,

Mağrur gururunun savaşı kazandığı bu topraklarda,

Nefes almanın anlamlı olduğuna kanaat getirirken,

Tekdüze ve çokluk ilişkisinde ki hayat ilişkilerinde,

Günden güne zorlaşan tutunmalarınla boğuşurken,

Yapıştırıcı niteliğindeki insanları hayatından çıkartma.