İç

Kavanozun içinde saklı duran taşlar,

Yüksek binaların içindeki insanlar,

Kalabalığın içindeki bebekler,

Senin içindekiler,

İç içe geçmiş hayatlar,

Hayatın içindeki sevinçler,

Zoraki vuruşlar içindeki kıpırtılar,

Yerinden oynamayan içlikler,

İçi boş dolapların naftalin kokusu,

İçini söküp atan gaddarlar,

İçli içli ağlayan mahzunlar,

Gözünün içi gülen şebekler,

Güldüren maskesiyle ağlayan tomurcuklar,

İçsiz ve içerilerde bir demet papatya.

Camlar

Bugün açtığım pencerenin camlarını sildim.

Tozlanan perdeler yıkanınca farklı göründü.

Camdan baktım dışarıya,

Kovalamaca oynayan insanları gördüm.

Bende ebe olmak istedim.

Ancak peşimdekileri atlatacaktım önce,

Kapattım camı.

Kapıya koştum.

Değerimi de koydum cebime.

Terk-i diyar yapar gibi son kez arkama baktım.

Unutacaklarımı özümsedim.

Ellerim heyecandan yanıyordu.

Kayıveriyordu her şey.

Sonra yokuşları tırmandım.

Düzlüklerde tamam oldu dizlerim.

Gittim, giderek noktalaşan ben soru işaretleriyle doldum.

Sildiğim camlara tekrar baktım.

Ama görünmüyorlardı, tozları olmadan.

Omzuma çarpıp yüzüme bakmayan insanları geçtim.

Ayaklarım acıyana dek yürüdüm.

Beni takip eden kimse kalmamıştı.

Ebe olmak da gereksizdi benim için,

Ben tek başına ve çoklu bir hedef olacaktım.