En fazla

Sen mecbur olmak nedir bilir misin?

Ağzında biriken sözlere karşı gelip susmak nedir bilir misin?

Acının ne olduğunu anlayamaz hale geldiğinde,

İç çekmek bile gereksiz olduğunda,

Öylece zamanın geçmesini dilediğin oldu mu?

Ben öyle anlar yaşıyorum ki;

Kurtulmaya çalıştığım döngülerin içinde kayboluyorum sürekli.

Ne zaman bitecek tüm bunlar diye sorduğumda kendime,

Cevabı bulamıyorum.

Mutlu olmak çok uzak bir hayal gibi görünüyor.

Adımlarımı bakmadan atıyorum.

Düşsem de umurumda değil…

Uğultular

Kendi cevherinin farkında olmayan,

Günleri aydınlatan,

Işıl ışıl insan.

Günler senle çırpınmaya gönüllü.

Koluna taktığın bir saatte gömülü.

Kırılan camlardan aralanan izleri,

Zaman dursa dahi dişlileri hareketli.

Senin için durmak bilmiyor dönenceler.

İçtiğin yudumları saymayı bırak.

Sen vardığım en güzel köprüsün.

Titreştin, o da olur, halatlarını sıkılarsın.

Ben geçerim karşı kıyıya.

Tehlikeli olsa da korkmadan, gücenmeden

Sana varmayı düşleyerek.

Tek geçerim sensizlikte ki uğultuya.

———————————————————————————————————————————

Daha çok okuyucuya ulaşacağımı hissediyorum ve beni yurt dışından takip edenler için: (I feel I will reach more readers and for those who follow me from abroad)

Whishes

Unaware of his own hidden talent

Clarifying the days

Sparkling human

Days are lover to flutter with you

Buried at watch on the wrist

Traces separated from broken glass

Even when time is up, its gears are moving

Relentless tropics are for you

Quit counting sips you drink

The most beautiful bridge I’ve ever had

You vibrated, it’s okay, you should tighten your ropes

I will pass against the shore

Even though it was too dangerous, without fear and feeling offended

Imagining to arrive to you

My favourite is to whish at being without you

Yuvarlak masa şövalyeleri

Yuvarlak bardaktan su içenler,

İnsanın sevdiği şeyler,

Azlığıyla üzen güzellikler,

Benim yok diye özendiğim seremoniler,

Somut hamlığımı ısıran solucanlar,

Kusurlarımı kusursuz gören gözler,

Sizlere sığınmaktan canları daralanlar,

Hamamları fersah sayan ara bulucular,

Ne istediğini çok iyi bilmenin verdiği endişeler,

Yazmakla sonu gelemeyecek derin meseleler…

Seçme şansım olsaydı?

O zamanlarda, o insanlarla olmak aynı hissiyatı verir miydi bilemiyorum.

Kaybettiğim sevdiklerim sayesinde yer bulabildiğim dünyayı, benim dünyam olmaktan çıkarır mıydı bilemiyorum.

Onlarsız da yaşanabilir görünen yerleri, yerle bir etmeden doğru amaçlara hizmet etmiş olmak huzur verici olur muydu bilemiyorum.

Kesin amaçları olup hedefinden şaşmayan insanlara, başkalarını da göz önüne alıp kapadıkları delikleri açmalarını söyler miydim bilemiyorum.

Yaşatmaya çalıştığım çiçeğim solmakta ısrarcı olursa suyunu verebilir miyim bilemiyorum.

Kültürdeki huzursuzluğu yıkmak adına mücevherat değerlerimi havaya uçurmak ister miydim biliyorum.

Bir çok oyunda baş rol oynayıp, sonradan ünü kenara atarak yönetmen koltuğuna geçer miydim biliyorum.

Ne ile başlayıp ne oldu ile bitirdiğim fikirlerimi saklı tutmayı hesap edebilir miydim biliyorum.

Bugün olanları ve dün olmuşları, yarın da olabilecek gözüyle irademi kaybetmeden idare edebilir miydim biliyorum.

Hepsinin ucu bir taşa toprağa dayanan bu düzene bir de ben çelme takar mıydım biliyorum.

Ya siz ve sizin bilip bilemedikleriniz?

Bu önemli günde en azından korumamız gereken irade-i hakimiyet soruları olduğuna inanıyorum. Cumhuriyet ve bu uğurda savaş veren insanlar için sizleri davet ediyorum.

 

 

Ben de insanım

İnsanlar bencil, insanlar korkak.

İnsanlar yersiz suskunluklarıyla yalnızlığa sürükleyici.

Çiçeğe bile su verdiğinde büyürken,

İnsanlar kurumaya devam ediyor.

İnsanlar aldanır, aldatır.

Onlara tutunmak en kötüsüdür.

Bir karış suda boğulan can yelekleriyle

İnsanlar, ah insanlar!

Anlamak için yıllarımı harcadığım.

Sonunda da kendi işime bakmam gerektiğini anladığım.

Akıllı aptallıkları

Akıllı insanlar, aptallar için akıllıca şeyler yaparlar ki, dünya aptallığı yensin ve aptal uyuşukluğunu bir çabuk atlatsın. Akıllıların aptallıklarla mücadelesinde aptalca düşünmek zorunda kalmaları onca akıllılık gerektiren işlerde uğraşmış olmalarını gülünç hale getiriyor. Ve onlara gülen aptalların karşısında akıllıların aklını kaybetmesi de olası.