Kopuk halat

Sarsılmak, kendime gelmemek bazen tek dileğim.

Gelirsem yine düşüneceğimi bildiğim,

Unutulmaz anlara şahidim.

Fısıltısı uyku ilacım.

Sonsuzluk çölü ikilemim.

Arzumu bezm de diktim.

Köklerini güneşten sakındı ağacım.

Tek bir ses ile inledi çığlığım.

Yakarışlarını dost bilirken hapsim,

Anlayışım tükenince solan yüzüm,

Efkarsız cömert hisselerim.

 

1,2,3… çekiyorum

Çok zaman sonra bakabiliyorum gökyüzüne, hayranlıkla. Mavinin tonlarını içime çekiyorum. Bulutun teki bana yumruk atıyor, kaçmıyorum. Ona sarılasım geliyor. Birazdan batacak güneşle kayan bir yıldızı diliyorum. Boğuk resimleriyle tablomu eskiz yapmaya çalışan girdapları es geçiyorum. Sonrası hayal gibi, yaşadığım anı unutmadığım için şükrediyorum.

Asi genç

İnsanlara hedeflerimi söylediğimde gülüyorlar, sahip olduklarımla yetinmediğim için nankör görüyorlar beni. Ama ben bu değilim anlamıyorlar. Ben var olmak için beni var eden şeylere tutunan biriyim. Tuttuğum rastgele bir dal parçasını sırf beni düşürmüyor diye tutmak istemiyorum. Birileri istedi diye konuşmak, kurallara dayatılmak, duvarların arasında sıkışmak istemiyorum. Artık ne istediğimi biliyorum. Ama bilince daha çok istemiyor insan, istemediklerini.

Koyverince

Ağlamak bir nehir dolusu boşalmak gibi,

Birileri beni görmesin bir köşede zayıflığım benimle güçlensin der gibi,

Bulsalar da göremezler tanıyamazlar gibi,

Kördüğümlerin topluca gemicilere adres sorması gibi,

Gürültülü ve gaddar ezgili çalgı telleri gibi,

Sözlerin uçtuğu kuş göçünde süzülür gibi.

Patron fiyakası

Bir insanın sesini duymak bu kadar mı rahatsız eder? İnce sözler bir insan da bu kadar mı kaba durur, yakışmaz? Ben bu kadar mı yakışıksızım acaba ortamlara diye düşündürür? En iyi dost en az meşgul edendir lafı, vay be dedirten şeylerden biri oldu bana. Demek böyle biri de varmış dedirtti. Her seferinde bu insanları mıknatıs gibi çekmeyi başarmak da benim meslek sırrım olsa gerek. Ama şunu söylemeliyim ki, insan ekmek davası uğruna aç bir kurt’a dönüşmemeli, sürüdeki diğer canlılara da can katmalı. Kuzu sarması, dost yarası demeden sadece insan olduğunu hatırlamalı.

Çoktu sana

Neredesin boynundaki atkı yerlerde

Sular topraklara el sürdü sende

Kopan saç tellerimin kırıklarında

Allı pullu güvenlikler kapında

Çoktu sana köprülerin ayrılığı

Eşlik etti bana yokluğunun şaşmazlığı