Atlılar

Anında yaşamıyorum sindire sindire, bir şeyler yaşamam lazım bu yüzden ben de yaşıyorum ama kaldırabileceğim kadarını. Hızla atlılar geçerken yoldan, kemerlerinden tutup karşıya geçme nezaketini gösteriyorum.

Kutup yıldızı

Gökyüzünde görünmeyen yıldızlar belirdi onunla yanımda.

Ağırlığım beni alaşağı etmişken onunla hafifledim.

Hatamı kabul ettim, cezam neyse çekmeye hazırdım.

Benim için ışıldayan cazibesiyle o en gözdesiydi.

Kolay değilken kuyruklarını altın yaptım kulağıma.

 

Duygularının peşinde

Seni her zaman seviyorum ama bazen daha çok sevmek istiyorum. Nedense sen o bazen’lerin hiçbirinde olmuyorsun. Eğer olursan seni daha da çok seveceğimi biliyorum ama olmazsan da sevebilirim. Aslında bende sana olan sevgimin sınırlarına henüz ulaşamadım. Göç ettiğim yurdumun topraklarında hüküm giymekten korkarak, bir baştan bir başa seni arıyorum, biçare. Benim olmayan donuk bakışlara da şunu söylüyorum, bazen arada oluyor bazense hep, ben bazen’lerin peşindeyim.

Zili ben çalmıştım

Bütün mesele bu değil mi? Kıvrandırıcı öyküler, yürek burkucu sahneler…

Kabına sığmayan ve bizi hapseden esanslar geçmişi yakamızdan düşürmüyor. Öyleyse sesleniyor ona tüm sitemiyle, harap olmuş gözleri tutukluğunu gizlerken:

“Ben bıktım o neden bıkmıyor? Neden mide bulandırıcı davranışlarına bir son vermiyor?”

Sorduğu sorular onu şaşırtsa da kendindeki gizliliği açığa çıkardığı için yuvasından çıkmaya karar verir:

“Onu gerçekten kucaklamak istediğim günler olsun isterdim. Diğerleri gibi ona seslenmek, eksik hissetmemek isterdim. O bende boşluğu dolmayan bir katılık bıraktı.”

Tüm uyanışlar henüz anlamıştır gözlerdeki yanılgı dökülüşlerini ancak söz ağızdan çıkmıştır bir kere:

“Tam şu anda sana söylediklerimi hatırlama çünkü benim hatırımda ki sen yokmuşsun.”