Meltem der ki,

“Bu hayatta karşılık beklersen mutlu olamazsın. Sevdiğin kişi yanında olmadığında tüm sokaklar birbirine benzer.” (M. O.) demişti bir arkadaşım, bugün çok sevdiğim biri tarafından hayal kırıklığına uğradım. Ben de şöyle demek istiyorum öyleyse,

“Çok derin geliyorsa düşüncelerim, sizi alaşağı eden bu kütleye aldırmadan yolunuza devam edin ve beni umursuyormuş gibi davranmayı bırakın. Çünkü en çok bu canımı acıtıyor.”

Toz pembe

Aşkı bulamadığı ve bilmediği için kırılgan görünmeyen insanlar ve bu insanların gözü pek duruşları ister istemez merak uyandırır. Acaba aşık olunca nasıl olacak diye düşünce sarar etrafındaki meraklıları. Yıkım alacak mı, yoksa zaferle mi kalkacak bu masadan? Bilmek istedikleri bu gerçeğin gizi, belki de bu mağrur insanların öncesinde aldıkları yaralardan ileri geliyordur. Doğru ya aşk insanı değiştiriyor. İstemeden olmuyor ne derseniz deyin, ne içerseniz için. Tek kişilik aşk karın doyurmuyor. Bulmak değil de tutmak anlam vaat ediyor bir süre sonra. Şimdi düşünüyorum da aşkı bulmak o kadar da matah bir şey değil. Umut dolu ama bir o kadar da beklenti yükleyici. Omuzlarım çöktü, bu yükü artık kaldıramıyorum dediğiniz anda şiddeti daha da artınca mutlu olacağım sanırsınız ama dibe çöküşünüz hızlanmaya başlamıştır bile.

Yalan borcum mu var?

Size hiç yalan söylemedim sadece bazı gerçekleri sakındım, sebebi maruzatından bir haber olan sizlere gülmedim ya da alay etmek değildi niyetim. Tek tesellim olan mahrumiyetimi övünçten ve yermekten alıkoydum. Kimi zaman hissettim bunları. Gerçek zaman bir adım arkamdayken, yalanlarla boyanmış maskaraları gözlerinize bakmadan ağzımı açmadım. Sukütun enverliğinde boylu boyunca sizi dinlemiş bulundum.

Sarı sarı

Kopmamak talihsiz üzücülükte değerlendirilseydi, emin olun ki yerli yerinde iskemleler davetiye çıkarırdı. Saklanan ama sobelenmiş duygular beşeri olurdu, dökülen yaprakların savrukluğu arasında…