İstanbullu

Kızgın, yorgun, bitkin, dingin haller; türlü türlü insan var bu şehirde. Her köşe başında bir dilenciye rastlamak mümkün. Meslek haline getirilmiş neredeyse. Herkes oradan oraya koşturuyor. Diğerleriyse onların yoğunluğundan nasibini alıyor. Trafik denen bir illet var ve çoğunluk bu yüzden mesafeleri aşamıyor. Bahanesi kolay bir mazareti kullanabiliyor böylece herkes. Bazılarıysa kendini şehrin dışına atıyor her fırsatta. Gezip görmesi güzel, renkli ışıklarıyla kalabalık ve yaşaması zor bir şehir İstanbul. Yine çoğunluk iş gayesi sebebiyle bu şehri tercih etmek zorunda kaldığını söylüyor. Hayalleri bahçeli bir ev. Geçim sıkıntısı evlerin baş direği. Daha çok çalışmaktan başka çare yok, elbette fakirseniz. Parası olan insanlar her daim refah seviyede olduklarından sıkıntıları başka türlüdür. İstanbul bolluk içinde yokluk çekilen bir şehir. İmkanların çok olduğu ve adeta en fakir insanların bulunduğu bir köle şehri. Bu ülkede pek çok şehir olmasına rağmen neden nüfusun beşte biri İstanbul’da? Geri kalan şehirlere haksızlık olmuyor mu bu? Neden diye sormak istiyorum. Siz de soruyor musunuz bunu?

İstanbullu mücadele etmek için hep bir adım ötede.

Siyah beyaz röportajı 4

Siyah: Bana güvendin. Tüm söylediklerime inandın. Şimdi neden inanmıyorsun? Suçum ne, söyle bana!

Beyaz: Çünkü çok kararlı görünüyordun, inanmaktan başka çarem kalmamıştı. O zaman öyle inanmışım ki sana, şimdi tersini söylediğin için inanasım gelmiyor.

Siyah: Sen, sen hep kesin misin? Sapan konuşmaların, elinde olmayan sebeplerin, karşı koyamadığın hislerin yok mu? Bu mu beni siyah yapıyor? Belirsiz ve güvenilir olmamam mı? O halde ben en iç karartıcı siyahım.

Beyaz: Hayır, bunu kendine yapma. Siyahsın çünkü her zaman olumsuzsun, insanlara umut vermiyorsun. Benim verdiğim kararlar beton kesiliyor. Alçı yapacağım zaman çoktan geride kalmış oluyorum. Gün doğumuna ya da batımına kavuşamadan hatırlıyorum güneşin rengini.

Siyah: Belki de kendime yetecek kadar umudum var, bunu hiç düşündün mü? Alaca kuşağında ki acemiliğim beni ben yapıyor. Tepkisiz kalamıyorum. Sense yutkunduğun sözler ve gizlediklerinle bana umut vermiyorsun.

Beyaz: Ben mantığı tercih ediyorum. Duygularıma güvenmek zaaflarımı ortaya çıkarıyor. Belki de korkuyorum. Terk edilmekten, kendimden…

Siyah: Ben de korkuyorum ama bunu söylemeye cesaretim var. Aramızdaki bir farkı daha aşamadık, arkadaşım.

Beyaz: Olsun, sen hep benim arkadaşım olacaksın.