Özgürüm

Tam şu saatte,

Suratlardaki gölgeler azalmış.

Suskun kayığımda bir şişe yalnızlık,

Sofralara meze olan bir çocuk:

Karnı aç, gözleri tıka basa doygun,

Kaçma hülyaları baktığı duvara kazınmış.

Tam şu saatte,

Dargın gönüllerde hatırsız aynılık,

Yüzüme yüzüme çarpıyor.

Dikkat dağınıklığını fırsat biliyor bulutlar.

Kavgalarını izlerken sokakta.

Kıyıda

Seni hep anladığımı sanırdım.

Uzaklara dalıp giden bakışlarında bulurdum seni.

Nedensiz bir huzur sarardı ruhumu.

Yaraları iyileşmiş bir kuş gibi uçuverirdim.

Ama düşününce, sen bende vardın.

Baktığın yerde olmayışın anlatmıştı yokluğunu.

Tuttuğum ellerine veda edecektim yakında.

Nezaketin ve gurursuzluğum ayrı koyuyordu bizi.

Baktığın, o uzaklarda olamıyordum sonraları.

Güzleri beklerken buluyordum kendimi.

Güneşe bakan bir sen ve gölgelerde saklanan bir ben.

Ufukta bekleyen martılara selamım.

Işıl ışıl gözlerine döndüm yüzümü, bağışla.

 

 

Anlamalı

Pes demeli vaktinden önce,
Ellerini yakan esintiyi bırakmalı.
Uygun anı kollayan aynı akıntı ile,
Coşmalı boylar boyunca.
Denizin getirdiği kokular, karışmadan deliliğine
Kalbini buran hazin sona varmalı.
Belki de bilmediği biriyle,
Yaşamalı hiç olmadığı kadar.
Konuşmayı bırakmalı uykudan önce,
Yalnızlığına sarılırken yorganlar ile,
Huzuru tatmalı gören gözler ile,
Arkasına baktığında bir çift ele veda etmeyi beklerken,
Beklemeye son vermeli.
Gidenleri tutmak zor olmadan önce,
Bir kibrit çakmalı ve yanmalı alevli şecerelerde.
Canı duvarlara resmedilen o,
Boyalı teniyle başkasında rengarenk ve kokusuzken,
Eski ya da yeniyi fark etmeden telaşı ile,
Merhaba demeli kendi yalnızlığına.

Ateşli ay

Gündüz vakti ay görmeyi diledim gökte.

Kara gün, umudumu da alıp gitti.

Adını hatırlayamadığım bir şarkıyı mırıldandım.

Yoruldum mecburiyetler arasında.

Ona sarıldım, kokusu yağmura karıştı.

Islanmayı umursamadan göğe bakmaya devam ettim.

Zaman geçmişken geceyi geride bıraktım.

Herhalde umutlarımdı beni yaşatan

Ona dair, güzel ışıltıların olduğu.

Neylesem de hiçbir şey durmayacakken,

Ay çıktı biraz ötede, tekliğiyle.

Bütün gün baktım, yetmesi için bencilliğime.

Hep daha iyisini dilerken iyinin kötüsü olmuştum.

Ay olmadan ben başıboş bir tanıdıktım çünkü.

 

Siz istediniz diye değil

Size güzel masallar anlatmak isterdim.

Bildiğim en mutlu anıların resmini çizmek.

Bunları yapmak isterdim çünkü

Zamanla savaşan değil, barışan bir ben görmek isterdim.

Sizleri de tebrikleriniz sunmanız için davet ederek,

Artık istemiyorum çünkü.

Ben deki barış, savaşlara alıntı.

Bir gün herşey dursun, duralım isterdim.

Kelebeklere arkadaş, sizlere dost olarak.

Ölüm siler mi yaraları?

Nazikçe anıldı ağıtlar, ölen faninin ardından.

Bulutlar karartıda yağmuru işaret ediyordu, sabahtan.

İnsanlar ağlarken bir avuç nem kokuyordu, topraktan.

Sessizlik aydınlatıyordu hırs küpü kilitli yürekleri, ışığından.

Bir feryat kopmaya yelteniyordu gidenin ardından.

Nihai anlam ortaya kurulmuştu, en baştan.

Tövbeler artıyordu duaların ardından.

Korkuları ıslananlar, yarasız mıydı ki anasının karnından.

Tek bir gerçek ve gerisi boş gelen bir mazi kalan onlardan.

 

Hayat beni değiştirdi

Direndim. Kendimi bulmuştum çünkü. Bırakmak istemedim. Ama sadece ben değildim. Bunu fark ettiğimde, başkalaşmıştım. Empati kurmak beni törpülemişti. Sonrasında sadece demeyi bıraktım. Zor oldu, başarısız oldum, yenilgiler aldım, mahcup oldum. Tekrar geçtim aynanın karşısına. Gururum karşımda duruyordu. Gülen mahzun bakışlarımla ona elveda etmek isterken, sadece demek istedim. Bir insan vardı baktığım ama tutamadığım, onun için sadece demeye devam ettim. Anlaşmalı bir sükut haliydi sözde usulca. Bir ben vardı ondan beri, sonrası direnişten ibaret. Değiştim mi? Evet, belki de uyum sağladım. İçimdeki çocuğu koruyarak yaralandım. Kimler gelip geçecek daha bilemiyorum. Yalnızca kendimi bilmek, umutlar vaat ediyor bana. Başkaları için karşı kıyılara yüzmeden, hayalperest bir yaşantı dilerken. Sona geldiğini sanıyor ya insan her acının sonunda, o iş öyle değil. Hep bir yenisi geliyor. Zamanım dolana dek bulduklarımı ve değerlerimi yücelterek insan olmak umudum, sonsuzlukta…

Gitmek isteyen sensin

Gideceğin gün gelecek bir gün,

Yavaşça özümseyerek seni.

Durdurmaya gücüm yetmezken,

Kafana koymuşsun bir kere.

Uçup kanatlanacaksın benden uzaklara.

Ne yapabilirim ki şimdi sana tutunmaktan başka.

Konuşmaların bana ulaşamayacak kadar uzakken,

Ha bu gece ha ötekisi derken gideceksin.

Sezerken tutuyorum iliğinden.

Çözülmeden git, yoksa düğümlenecek herşey.

Breadwinner

At first things haven’t been easy.

When I couldn’t remember after that,

I got it, my role in the play.

I don’t have anywhere else to go.

Only a little longer,

For no particular reason at all,

I got it signs have been chased for me.

Actually it was nothing of the kind!

Visible truths were far away.

And me, by the side of the road.