Kıyıda

Seni hep anladığımı sanırdım.

Uzaklara dalıp giden bakışlarında bulurdum seni.

Nedensiz bir huzur sarardı ruhumu.

Yaraları iyileşmiş bir kuş gibi uçuverirdim.

Ama düşününce, sen bende vardın.

Baktığın yerde olmayışın anlatmıştı yokluğunu.

Tuttuğum ellerine veda edecektim yakında.

Nezaketin ve gurursuzluğum ayrı koyuyordu bizi.

Baktığın, o uzaklarda olamıyordum sonraları.

Güzleri beklerken buluyordum kendimi.

Güneşe bakan bir sen ve gölgelerde saklanan bir ben.

Ufukta bekleyen martılara selamım.

Işıl ışıl gözlerine döndüm yüzümü, bağışla.

 

 

Anlamalı

Pes demeli vaktinden önce,
Ellerini yakan esintiyi bırakmalı.
Uygun anı kollayan aynı akıntı ile,
Coşmalı boylar boyunca.
Denizin getirdiği kokular, karışmadan deliliğine
Kalbini buran hazin sona varmalı.
Belki de bilmediği biriyle,
Yaşamalı hiç olmadığı kadar.
Konuşmayı bırakmalı uykudan önce,
Yalnızlığına sarılırken yorganlar ile,
Huzuru tatmalı gören gözler ile,
Arkasına baktığında bir çift ele veda etmeyi beklerken,
Beklemeye son vermeli.
Gidenleri tutmak zor olmadan önce,
Bir kibrit çakmalı ve yanmalı alevli şecerelerde.
Canı duvarlara resmedilen o,
Boyalı teniyle başkasında rengarenk ve kokusuzken,
Eski ya da yeniyi fark etmeden telaşı ile,
Merhaba demeli kendi yalnızlığına.