Sizi devam ettiren ne?

Bugün bağlılıktan söz etmek istiyorum. Ve mümkünse bir anketle bu meseleyi taçlandırmak. Çevremde zor koşullarda çalışan ve şikayet etseler de görevleri için bedenlerine aşırı yüklenen insanlar görüyorum. Bu tablonun sadece görünen yüzündekiler elbette. Çalışmadan da olduğu yerde saniyeler içinde hayatı terk edip, göç ettikleri yerde olamayacaklarını anladıktan sonra geriye dönenlerde var. Merak ediyorum neden bunu yaptıklarını. Tüm o eziyet denecek zorundalıklara gülümsediklerini. Sonra sorunca anlıyorum. İnsanlar bir süre sonra kötü de olsa vakit geçirdikleri o şeye bağlanıyorlar. Bu bağlılık iş ahlakı gereği ya da vicdan sorgusundan ileri gelebilir. Bir de hayata bağlanmak için başka bir insanı ya da nesneyi seçenleri görüyorum. İnanıyorlar, orası vesselam. Ama ötesinde herkes bağlanmak, tutunmak istiyor. Zorlu zamanlarda düşmekten, kaybolmaktan korkuyorlar. Bağlanmadan yalnızca uçurumun kenarından değil de, ışıltılı bir vadide olduğunu düşünenler de var. Merak ediyorum, tutkulu insan sonuna kadar giden bağlı insan mıdır yoksa bağlandığı şeyler yüzünden hiç bir yere gidemeyen ama bir gün gitmek için bekleyen insan mıdır? O halde size soruyorum;

Gövde gösterisi

Bir deli bağırıyor sokakta,

Susturmak zorbalığında olanlar çıkageliyor deliklerinden,

Evrene fazla gelen o sesi istemiyorlar;

Tüm kibirleriyle akıllarını delil gösterirken mandalin kokulu çıkmazda,

Balkonlara üşüşen köprücüklere anlatıyorlar meramlarını.

Deli bu, anlar mı rahatsızlıktan?

Kendisine bile anlatamazken neden bağırdığını,

O sırada, akılsız ve akıllıların dışından balkonlu biri;

Çok uzaklara dalıyor, aklını da hiçe sayarak,

Deli etiketinden ve akıl küpünden sıyrılıyor.

Mantıksız süregiden hayatında,

Balkonsuz bir eve taşınmayı düşünüyor.