Üzdüm

Kızgınım ama neye? Derinlerde açılmıyor gözler, seve seve. Dermanım bana kırgınken, küsmüşsem ne çıkar kendime. Neden kızdığımı anlayamazken yıkıp dökmüşsem, ne var ne yoksa? Ayrılmadan püskürtmüşsem yanan ateşimi. Önleyemezken önceleri yükselen sesimi, sonradan suskunluğu seçmişsem, ayrılmışsam bu diyardan. Birşeyler yapmalı ama ne? Sonunu düşünmeden, bir hevesle kolları sıvazlamalı. Ama nasıl? İşe yarar mı ki? Ne kaybedilir? Bilinmez. Belki de kazanılır. Gönül mızrağına düştü yollar yine. Yaralar derin, dönülecek yer yok. Bir risk, sahiplenme kozu; beklentisiz bir heves uğruna.


Mutluyum

Sevgili okuyucularım, sizlerle daha önce paylaştığım bir yazım başka bir sitede de yayınlandı. Buna çok sevindim. Tıpkı hiç tanımadığım okuyucuların benim yazılarımı okuyup keyif alması gibiydi. Notasız müzik besteliyormuşuz gibi hissediyorum hep birlikte. Düşüncelerimin ve duygularımın benden size geçmesi beni çok mesut ediyor. İyi ki varsınız ve ben yazmaya devam edebiliyorum. Yoksa bu dünyada sıkışıp kalabilirdim. Çok teşekkür ederim. Paylaşılan yazıma gelince,

Çırpınış

Gecikmeden kabullen saklandığını,

Çık da bak, vakit var diyorlar.

Yorgunsun ama anla son olduğunu,

Bu kez gerçek diyorlar, kandırılmıyorsun.

Aynaya bak da gör, bir başkasını,

Küskün mecburiyetlerin anlaşılmazken.

Zamanı varken, çözümün neyse ne değilse.

İşkenceyi bırakıp da hatırla satır aralarını.

Anlaşılmak isterken anlamaya çalışmayı bırak.

Zaman var dediysem çok da yok hani.

Acı çekmeye alıştırdığın, içindeki çocuğu gülümset.

Nasıl yapacağını sorma bana, cevapları ben de arama.

Hala kaçıyorsun, dağ çiçeklerini özlediğini yalanla.

Sana kattıklarını düşün, teşekkür et ve sonra da bırak.

Bırak ki huzur bulsun delice atan yüreğin.

Hepsinden sonra yine kaçarsan da,

Kabullen ve hayal kırıklıklarını geride bırak.

Ucuz bahanelere teselli arayıp acının kaynağına sığınma.

Kuşları kıskanıp da özgürlüğe pay biçme.

Amaçsızca çırpınan bedenine kızıp da insanları üzme.

Masum olanları hor görme, kabul etmek zor olsa da oradalar.

Hayallerin, uzakları anımsatan bir kaldırım boyu.

Eline takılan uğraşların.

Anlamadan tuhaflık vakti beliriveriyor, yanıbaşında.

Çırpınıyorsun, kabullenişin ağır.

Nasıl nasıl derken geceler gelip geçiyor.

Yazınca aydınlanan sabaha günaydınlarla uyanıyorsun.

Anlayamamak ölüm gibi,

Zincirlenmiş yorgun bedenin seni karanlıklara çağırıyor, bekleyenlerin var.

Tarihi kapalı, aslı mazi bir masalda buluyorsun çareni.

Mutlu sonlar, uzak hayaller hep buradayken sen nerdesin?

Özsaygın bilinmezken sen tanımsızsın.

Kendine kızıyorsun, ne yaparsan yap gerçek bu, değişmiyor.

Sevgisizliğe sığınıp, sevgini yüceltiyorsun.

Söylesene çocuk ne yapıyorsun?

Kim olduğunu hatırlıyor musun?