Üniversite yılları

Ciddiyetle başlamıştı; bize anlatılan ve öğretilenlerle anı yaşayacak duygulara sahiptik. Dost canlısı arkadaşlarla yabancılaşma sorunsalını da hallettik zamanla, geriye dersler ve sınavlar kalmıştı. Ama içimizde büyüyen endişeler ve biz burada ne yapıyoruz sorularına yanıt bulamıyorduk. Çözümsüz kaldıkça da arkadaşlarımıza sarılıyorduk, onların şefkatine ve zamanı değerli kılan desteklerine. Araya yazlar girdi, kışlar sonnbaharları izledi. Sinirleri yıpratan anlamı kaybolmuş derslerle biz de uzaklaşmaya başladık. Herkes farklılaşıyordu. Büyümek ağır basıyordu. Engellenemez bir varoluş düzeniydi bu. Ayak uyduruyorduk, gün sonunda ettiğimiz kısa sohbetlerdeki saçmalamalarımız yeterli oluyordu. Etkili yıllardı; beni ben yapan yıllardı. Kaybolduğumda o anlara geri dönüyorum ve kendimi buluyorum. İnsanların çoğu hayatı boyunca bulamıyor kendini. Şimdilerde kaybolmuş olabilir miyim diyorum ama sanmıyorum çünkü o insanlar hala benimle birlikteler.

Ne mutluyum ki onlara sahibim, ne mutlu ki beraberken yalnız değiliz!