Sonbahar gibi

Önemsenmeyecek insanlar, buğday tarlası büyüklüğünde yere sığmışlar. Mutlu olmak onlar için absürd bir komedi; paradan büyük mutluluk mu olur canım? Rezillikle kazandıkları kağıt parçalarını, başka bir saçmalıkta kullanıyorlar ve çıkmaz döngülerinde hayatın zorluğundan bahsediyorlar. Doğmak, büyümek ve ölmek bu olgular bir zamanlar şeref içerirdi. Şimdiyse endüstriyel birer ürün gibi paketlenmiş mamul olan bireylerin onay bekledikleri hale dönüştü. Duygularının peşinden koşan, dolu dolu yaşamak isteyenler için o kadar zor ki. Her hamleleri tuzak varsayılabilir. Normallik, kurallar cetveli ve daha bir sürü saçmalık. Sadece insan olmanın ve sevip sevilmenin arzusu gün geçtikçe sonbahar yapraklarına benzetiyor bizi. Kıştan sonrasına dayanabilirsen baharı, pes edersen de son günlerini yaşıyorsun…

Gökyüzü kadar

Mutluluktan uçan birine rastlarsanız bir gün, endişe buyurmayın. Bilin ki ben bu görevi uçaklardan öğrendim. Öyle zoraki değil, onların işaret etmesiyle ışık saçan umut dolu birinin gözlerinden, neşesinden, kederinden, her uçak geçen cümlesinden. En kolay ve güzel sevmekti bu. Bana yalnızca mutlu olmak kalıyordu ve ben çok mutlu oldum. İfadesiz olacak şekilde mahçup hissediyordum. Çok şanslıydım. Tüm ruhumla mutluluğu tatmak eşsizdi. Onunla birlikte gökler yakınlaştı, rüzgar hızını alamadı. Uçarken mutlu sonrasında aydınlıktı yüreğim.

Çember

Karar alındı, geç kalmadan sükunet ile.

Son denen noktaya benzer olay,

Baloncuklar gibi havaya karışırken.

Mutluluğun yoluydu gidilecek olan,

Saygıyla ve anlayışla sürecek.

Aynı dönence yaşanabilirdi mutlak gelecekte

Fakat belirsiz süresiyle mutabık son için

En iyisi buydu.

Elindeyken mutluluğu içselleştirmek,

Gerekirse mutsuz sonu göğüslenmek.

Başa dönmeyi aldırmayıp,

Sondan uzaklaşarak.

Unutulmaz geçişler de anı gölleri oluşturmak.

Mantığa aykırı bir dönem filmi gibi

Gerçeklerin farkında olup, hayaller de nefes almak.

Kabullenip yaşamak kadar basit,

Kuralları çiğneyip umarsız olabilecek kadar savunmasız.

Kopmayan bir halatla zirveye çıkmak gibi.

Hem zor hem basit, ama vazgeçilemez.

Çapı büyüyüp küçülen çemberin son halkası,

Demir soğukluğunda gece karası.

Ne var ki, hepsine değer cazibesi.