Benden

Kişiliğim oturmamış belki, yaşıma ters orantıyla ilerliyor olabilirim. Baskın yönlerim öne çıkamıyor. Hepsi benim yüzümden olamaz derken buluyorum kendimi sonunda ama bu tam olarak doğru olmayabilir. Emin olamıyorum. Bilmek öyle yanıltıcı ki, şüpheye düşürüyor. Düşünmediğim yalan, çok düşündüğüm ise doğru. Yıllara göre yaşarsam, planlarım çarpıklığı yüzünden çöp oluyor. Kendimi doğru ifade ediyor muyum peki ben, Ne istediğimi biliyor muyum, ertelemeler ve geç kalışlara sığınmak tarzım değil. Özgün olduğumu sanıyorken farklılık algısı mı yaratmaya mı çalışıyorum? Biliyorum bütün bu karmaşadan sonra düğümler çözülecek. Bugün ki yazım günlüğümü size açmak gibi. Yargılamalardan çekinmeden yazıyorum. Hepiniz böyle şüphelere kapılıyor musunuz diye merak ediyorum. Son zamanlarda açık ve cesur olmanın kendini doğru ifade etmeye yetmediğini düşünüyorum. Değişime hazır ve bir adım geride kontrollü şekilde beklemek gibi geliyor. Hayaller büyüdükçe azalıyor doğru ama neden artmasın diyorum. Umutsuzluk algısı beynimize kodlanmış ve kurallara şikayet ederken sanki onları biz yaratıyoruz diye… Ya da kişilik böyle bir şey, bir yerlerden tanıdık gelen görüntülerin montajı. Müziklerin ve çekimlerin kalitesi arttıkça izleniyor. Yani azınlıkları ve çoğunlukları ben yapıyorum. Bunları anlatıyorum çünkü reddetmek neymiş öğrenmeye çalışıyorum. Bencillik ve kendini önemsemek arasında ki ince çizgide ilerliyorum. Bu kez hür irademi, özgün ifademle birleştirirsem yalanlar ne anlam getirecek ve ben neyi doğru yaptığımı bulabilecek miyim? Bunlar üstü kapalı kalmış kutumda ki zamanını bekleyen sorulardan. Bu yüzden başka sorularım da olacak, onlar için çalışmalara başladım. Umarım güzel bir anı olarak kalacak. Bugün de böyle geçti, okuyan herkese teşekkür ederim.

Kopamıyorum

Gönülden bağlıyımdır ona,

Sözlerim yetersiz kalır çoğu zaman.

Susmuşsam üzüntümdendir,

Gülüyorsam da onun mutluluğu bulaşmıştır bana.

Unutmayı denemek bile ezber bozar,

Hiçbir hücrem buna itaat etmez.

O yaşama devam etme nedenidir.

Üzüntülerin son bulması,

Maviliklerin gidilemeyen ülkesidir.

Birlikte olduğumuz zamanlar masaldan alıntıdır.

Hep kalsan derim ama gider,

Farklı sabahlar bizi bekler.

Geceler dursun, güneş çıkmasın isterim bencilce,

Ama benimle olduğunu görünce,

Günlerin önemi kalmaz.

Yine geleceği sabahı kucaklar,

Güneşi selamlarım.

Geceye doğru ağırlaşır sempatim.

Ona baktıkça bakarım,

Aşkım onun anlatamadığı masallarda uyur.

Yeni yüzler

Dönmeye esir bir garibim.

Havanın ıslaklığına saygım var.

Kaygılarımı ustaca aldatmaktan yaralıyım.

Bildiğim ve güvendiğim gündüzler,

Dinlendiğim geceler,

Kavuşamadan ayrılan aşıklardan biriyim.

Gizlediğim köstebeklere özenirim.

Susup susup içesim tutar kimi zaman.

Yapamadıklarım olunca yokluğa tutunasım.

Sadece bir ümit yüreğimde kuşlar gibi,

Uçmaya yeltendiğinde korktuğum.

Sessiz kalan meseleler çağırır beni,

Fark etmeden nöbetimi üstlenirim.

Anlatırlar, dinlerim, yine anlatırlar.

Susarım, sözlerim bittiğinde dizlerimi toplarım.

Kuru laflarıma tahammül edemem.

Yeni kanlar varoluş simgesiyle taşlarıma konuşur,

Ve ben yazmaya koyulurum.

Fındık kıran

Demir bileği titreten fındık kabuğu;

Yenilgisine aşina gibi farkındalıkla,

Beklenti bulamadığı karşılaşmasında,

Kuşlarla. Ahenkli dansları görülmeye değer.

Fırtınalar kopmuş, yollar ıslanmış.

Çimenler nemini bırakalı kabuğuna,

Dönmeden duramayan dünyada,

Güvende. Sabitlediği kazılarda.

Gizledikleri habersiz ihanete uğramadan,

Yalvarsa da çıkmayacakken kabuğundan,

Demirlerin tozlarına tanık olmanın huzursuzluğu ağır basıyor.

Dirayeti belirsiz. Tersine dönen de.

İhtiyaç duyana hasreti çatlakların sınırında,

Bencilliğinden öte sabrı ve vicdanı;

Bilincini kaybetmekten sorumlu.

Yalancı

Yalancısın, hem de büyük bir yalancı. Sana inandığımı sanma. Aldan diye yapıyorum. Ama vazgeçtim öyle değil, en büyük yalan benim. Hiç yaşanmamış gibiyim. Gerçek suçlular başka yerlerdeyken, ben suçu üstleniyor gibiyim. Konuşmana izin vermeden üzüntüye boğuluyorum. Taze sevinçlerim kursağımda kalıyor. Bunları yabancı bir yerden yazıyorum. Bende kalacak. Konuşmak fayda etmiyor. Nefesin öyle hayat veriyor ki yaşadığıma şükrediyorum. Dokunuşların herşeyi unutturuyor. Duymak istiyorum. Herşeyini bana vermeni… Durmam gerek… Çok zor inan, sende kaybolup sonra da seni kaybetmek. İnan kendimi kaybetmek gibi. Korkmak istemiyorum. Bana kaybolmayacağına dair söz ver. Yalan olsa da yap. Gerçek bir yalancı ol, benim gibi.

Aklımdasın

Çok karışığım. Yeni yeni anlayabiliyorum sanki bazı gerçekleri ama yine de puslu her şey. Biraz düşündükten sonra hepsi benim bir uydurmam olabilir mi diyorum kendime? Sebepsizce sevilmek, sorgusuzca kabullenilmek istiyorum. Zorluklar beni yordu, kafam karıştı hiç olmadığı kadar. Ve ben neyin doğru ya da neyin yanlış olduğunu söyleyemiyorum. Sakinliğimi, benliğimi kaybettim seçimlerimle. Birçok kızgınlığım oldu, hepsini unuttum. Ama saplanmış kalmışım bir yerlere sanki. Yavaşça uyanıyor gibiyim masalsı yaşantımdan. Acıyla dolu sayfaları bana bakıyor. Benim gibi korkak bir insan yalnız kalmayı göze alıyor. Duygu yoğunluğum artıp beni ele geçirince kendimi tanıyamadığımda korkmasın kimse. Ama bu çırpınışlarımı başkalarına anlatmayı bırakalı çok oldu. Aya bakamıyorum gözlerim acıyor. Düşünemiyorum, beynim uyuşuyor, herşey üst üste geliyor ve sonunda…

Yabancı

Merhaba, benim adım yabancı. Uzakları anlatmayı istiyorum size. Bilmediğim ve göremediğimiz yerleri. Vakti zamanında sakladığım tohumlar vardı gül kokan bahçemizde, hepsini topladım. Bir heves uğrunaydı belki de sır saklarcasına büyüklerden. Şimdi büyüdüler kokuları asfalta sinen yanmış tekerlek konularına karıştı. Yola çıktığımda anladım bu farkı, titiz ve dikkatli olmayı gerektiriyordu. Büyüdüğüme kanaat getirdim öyle olunca, yıllar beni dönüştürmüştü. Bu yüzden yeni insanlara ihtiyaç duydum. Beni tanıdıkça bende yeni kendimi tanımak istedim. Uzaklar yakınlaşsın, ben tekrar uzaklaşayım. Henüz kıpırdayamıyorum yerimden, biri gelirde elimden alır diye değil. Düşkünlüğümden belki, bilinmez. Hiç tanımadığınız birinin günlüklerini okuyor gibi hissediyor musunuz çünkü ben hepinizden bir parça taşıyan yabancıyım.

Evrenin mesajı

Bir insan tüm gününü değiştirebilir, baktığın yere seslenip bulutlarını dağıtabilir. Mümkünü yok dediklerine inandırabilir. Tek başına yapabilir bütün bunları. Senden yalnızca izin ister, zorbalıkla yaklaşmaz. Onun yanında en mutlu insan olduğunu düşünürsün. Evren böyle böyle devrime uğrar aslında. Bir insandan başka bir insana geçilen tünellerle aydınlanır yüreklerdeki hazineler.

Diyelim ki oldu

Çok iyi tanıdığımı sanmıştım kendimi.

Ötekileşmem çok uzun sürmeden,

Anlamıştım düzenbazlığımı.

Suskunluğum yaklaşıyor,

Işığı yanlış yerde arıyorum.

Hafızamın silinmesi mümkün değil.

Herşey yolunda değil, öyleymiş gibi yapmak bunaltıyor.

Bana ne olduğunu anlayamadıkça korkuyorum.

Anlarsam da kaldıramazsam, ikna edemezsem kendimi diye susuyorum.

İnadına gülümseyemiyorum.

Huzursuzluğum satırlarda saklı ve ben,

Geç kalınmış itiraflara kapalıyım.

Kim olduğumu hatırlayamazsam,

O zaman sevecek misiniz beni yine?

Kaçmanın faydası yok son dörtlükteyim.

Bencil olmakla ilgisi yok bunun,

Sessizce gitmek gürültüyü azaltmıyor.

Onu yap bunu yap demek kızdırıyor.

Düzelir diye beklemek de hasta ediyor.