İlk Kar

2018 yılı bitmeye yakınken karlar dökülüyor göklerin eteklerinden, dağların kucağına. Yerdekilerin üstü beyaza kaplandıkça, tazeleniyor ve yeni bir baharı ümit edebiliyoruz. Kar sanki bir şeyler anlatmak istercesine yağıyor, beyaz beyaz. Seyre dalarken çepeçevre güzelliğini; eskiler gelip yenilerle buluşuyor. Bir zaman geçidi durağı misali kara örtüler kalkıyor antik mağaralarından. Rüzgâr yardım ediyor ona şiddetini arttırıyor, balıkçı teknesinde mahzur kalmış denizciler bir işaret ararken tünellerin girişi bembeyaz oluyor. Göz gözü göremezken insan durup düşünüyor. Anladıklarım mı yoksa anlattıklarım mı kara gömülüyor diye? Hazinle çevrili duyguları bir kenara bırakıp kara dokununca, soğuğuyla üşüyenlerle neşe saçılıyor her yana.

Aşk sarhoşu

Çok mutluyum, delicesine.

Gözlerim kapanmak bilmiyor.

Sımsıkı tutunurken, sevinç kangreni

Olan kalbim kabına sığmıyor.

Mucize dese kabul edebilirim

Şu duruma,

Kıtalar kadar özgür, gökler kadar parlak umudum.

Onunla ben, köklerimden tazeleniyor,

Yağmurlarla yeşeriyorum.

İfade edemediğim bir coşkuyu getiriyor bana.

Arada nefes almayı hatırladığımda,

Bakıyorum ona utanarak.

Anlatamıyorum bu yüzden.

O ki el değmemiş bir arazinin son çiçeği,

Mis kokan buram buram hasretiyle .

Nefreti bile katlanır kılıyor varlığıyla.

Hilekâr

Başıma ağrılar giriyor, yastık sert yastık acımasız.

Dağlar kadar sıkılmışım, arpa boyu yol alamadan.

Susarken aldanmış, tutkunken kenetlenmişim.

Sular acı, sular sualsiz.

Bir dertten kaçarken üçüne rast gelmişim.

Gözlerim sımsıkı, kapanmıyor; boşluklarından akan yaşlar kaskatı.

Göğsüm daralmış, aldığım nefesler hep ben de.

Yüzyıllar kadar sıkılmışım, uyutmayan gölgelerden.

 

 

 

 

 

Ufuk çizgisinin müjdesi

Sonbahar yaprakları çatıdan hücum ederken,

Bir çift göz ve tarifsiz bir tebessüm ile

Düşlerini bırakan bedevi hayallere dalıyor.

Toz bulutunun resmettiği gökyüzü kırıntıları bağrındayken,

Yeşeren köksüz ağacın zirvesine tırmanıyor.

Son halkası solmuş bitap haldeyken,

Sarsıcı kararsızlığıyla derin bir çekiyor.

Ellerini donduran çarpıklıkla eğlenirken,

Gizlediği hüznüyle aslında alay ediyor.

 

Ruhum bensiz uçuyor

“Che poco spera enulla ciede”-Hiçbir şey istemeden çok az şey uman.

Şımarıklık yapmıyordu, savunduğu değerlerin ona kattıklarıyla yalnızlığını örtüyordu; masanın kıvrılan kenarından başlayarak. Rol yaptığını söylerken, samimiydi. Aldattığı diğerlerinden farklı gördüğü gözlere, derinden inanıyordu. İyi biri değil, kendisi olmak istiyordu. Varlığının dünyaya katacağı anlamı öğrenmek, belki de en büyük amacıydı. Elinden geleni yaptığı zamanlarda, renkleri soluklaştıran sıfatına engel olmuyor bilakis; dalgalanan gölgesine umutla el sallıyordu çünkü egosuna yenilmeden tatmin olmak istiyordu.

Üretimin gücü

Yoktan var etmek değil benimkisi ama var olanı var etmek de değil. Ne bileyim, oyunla başlayıp masalla sonlandırmak gibi. Paylaştıkça büyüyen ve bittiğinde delicesine mutlu eden bir durum. Adına has üretimin başkasına ait olmaması, bu dünyadaki boşluğuna gölge düşürmenin tarifi. Ama bir sorun var bulaşıcı; bu his sürekliliği beraberinde getiriyor ve hep üretmek istiyorsun.