Üretimin gücü

Yoktan var etmek değil benimkisi ama var olanı var etmek de değil. Ne bileyim, oyunla başlayıp masalla sonlandırmak gibi. Paylaştıkça büyüyen ve bittiğinde delicesine mutlu eden bir durum. Adına has üretimin başkasına ait olmaması, bu dünyadaki boşluğuna gölge düşürmenin tarifi. Ama bir sorun var bulaşıcı; bu his sürekliliği beraberinde getiriyor ve hep üretmek istiyorsun.

Pek emin

Emin değilim ama devam ediyorum. Bir yerlerde beni bekleyen çılgınca neşeler, yok olmayacak haberini aldığımdan beri devam ediyorum. Sırrımın kaynağını açık etmeden, dışa vurduğum kepçelerin kumlarına bırakıyorum bir yenisini. Pes etmiyorum, kolay yolu seçmiyorum. Yılmıyorum. Çünkü ben mücadele ediyorum. Uğruna değecek bir şeyler için, tomurcuklar açtıran ruh iyileştiriciler için, kendi geleceğim için, sevmelerimin küskünleşmemesi için, bir çoğu için devam ediyorum. Neden mi? Çünkü inanıyorum, ilk kendime sonra da benden olanlara. Sonuna kadar, şüphe götürmeden. Ben, devam ediyorum çünkü bende ki benden eminim.

Ölen şiirlerime ağıt

Beni hep anlayan dostlarımdı onlar

Benim biricik, gözüm gibi büyüttüğüm çocuklarımdı onlar

Duygularımı yüklediğim hazine sandığım olmuşlardı onlar

Hepsini anlamadan kaybettim, kara çarşafın beyaz lekeleri oldular

Bense karalara bağlandım, bir kibritle alevlenen emeklerim yok oldular

Onları ölüme terk eden, uçurumun kenarına sürüklediğim için

Eskisi gibi, onlara yazamayacağım için

Geri gelmeyeceklerini bildiğim için

Çok ama çok üzgünüm, sizleri koruyamadığım için bağışlayın beni

Seçme şansım olsaydı?

O zamanlarda, o insanlarla olmak aynı hissiyatı verir miydi bilemiyorum.

Kaybettiğim sevdiklerim sayesinde yer bulabildiğim dünyayı, benim dünyam olmaktan çıkarır mıydı bilemiyorum.

Onlarsız da yaşanabilir görünen yerleri, yerle bir etmeden doğru amaçlara hizmet etmiş olmak huzur verici olur muydu bilemiyorum.

Kesin amaçları olup hedefinden şaşmayan insanlara, başkalarını da göz önüne alıp kapadıkları delikleri açmalarını söyler miydim bilemiyorum.

Yaşatmaya çalıştığım çiçeğim solmakta ısrarcı olursa suyunu verebilir miyim bilemiyorum.

Kültürdeki huzursuzluğu yıkmak adına mücevherat değerlerimi havaya uçurmak ister miydim biliyorum.

Bir çok oyunda baş rol oynayıp, sonradan ünü kenara atarak yönetmen koltuğuna geçer miydim biliyorum.

Ne ile başlayıp ne oldu ile bitirdiğim fikirlerimi saklı tutmayı hesap edebilir miydim biliyorum.

Bugün olanları ve dün olmuşları, yarın da olabilecek gözüyle irademi kaybetmeden idare edebilir miydim biliyorum.

Hepsinin ucu bir taşa toprağa dayanan bu düzene bir de ben çelme takar mıydım biliyorum.

Ya siz ve sizin bilip bilemedikleriniz?

Bu önemli günde en azından korumamız gereken irade-i hakimiyet soruları olduğuna inanıyorum. Cumhuriyet ve bu uğurda savaş veren insanlar için sizleri davet ediyorum.

 

 

Dallarımızda tomurcuklar açsın

Ne masum yıllarmış onlar, anılarımın saklı kaldığı kayıtlara kayıtsız kalmışım meğer. Büyüdüğümü anladım baktıkça, yılların nasıl gaddarca geçtiğini, o güzel günleri bir daha bulamayacağımı kavradım. Deliren benle deli olan arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyorum. Sizler sayesinde devam edebildim ben. Ne günler ne aylar geçirdik beraber, duygulanmamam mümkün mü? Özlemle andım her anımızı, iyi de değildi koşullarımız ama hep bir aradaydık. Çok özledim sizleri ve anılarımızı, dokunsanız ağlayabilirim o kadar. Daha çok değer verebilirdim belki sizlere. Zamanın gerisine sözüm geçmiyor ne yazık ki. Bu yazıyı okuyorsanız, sizler de eski günlerimizi hatırlayın. Arkadaşlıklarımızın gül gibi solmasına izin vermeyin. Terk etmeyin neşeli ve her anı umutlu geçen hatıratları, yine bir olalım, yine çocukça eğlenelim. Çılgınlıklarımız bizden sonra da konuşulsun!

Hep aynı

Hayatım şu sıralar üç noktadan ibaret. Anlatmak için uzun cümleleri yarıda kestiğim noktalama işareti. Ya da açıklama da bulunmak için yetersiz kalan cümlelerimin temsili. Sıra dışı bir hayatı kurgulayan ben, kısır bir döngüde…

Bugünlerde tekdüze halim yazılarıma yansıyor sevgili okuyucular, biraz da bu yüzden bir süre yazı yayımlayamayacağım. Bunun geçici bir durum olmasını temenni ediyorum. Çünkü sizleri aynılığımla boğmak istemem. Ben dahi kendi yazılarımı okurken hep aynı şeyi, bir şeylerin devamını okuyormuşum gibi hissediyorum. Yazmak için hislere ihtiyaç var ve benimkiler şu sıralar benden çok uzak. Ayrıca bir roman üzerinde çalışıyorum. Bu yüzden yoğunlaşmaya ihtiyacım var. Beni takipte kalmanızı ümit ediyorum. Yeni yazılarda görüşebilmek dileğiyle…