Bir çift göz

Bir insan, değişmeyen hevesin verdiği tutkuyla mezarlıklarda çiçek açtırıyor. Değeri paha biçilemez; çöller boyunca susuz kalıp, ırmaklarda uyandırıyor. Nefesi hayat dolu, varlığı yadsınamaz, yakınında olmak canlandırıyor. Kesikli, göçek taşları yerli yerine bırakıyor. Öylece durduğunda bile en güzel resimleri kıskandırıyor. O, değeri henüz anlaşılamamış bir aşk mabudesi. Engin çayırlarda çiçek açan, masalsı sezgileriyle güzellikleri heceliyor.  

Sebebinden

Yorgun saatlerin son bulmasını ister gibi, çıkıveriyor karşıma. Bozulmuş radyo kanallarından sıyrılıp yaylalara gidiyorum. Ay ışığının gece yarısında dansına eşlik ettiğini görünce, Uzaklar yakınlaşıyor, emektar ellerim ona uzanıyor. Güzel bakan gözleriyle geceyi aydınlatıyor. Nedenimi bulmuş gibi tek başıma gülümsüyorum.

Kucaklaşma anı

Değişen insanlar, değişmeyen acılar ya da tam tersi. Aynı olmayan şeyler var ve bunları ne zaman takip etmeyi hatırladım, şaşıyorum. Çocuk-yaşlı, kadın-erkek, anne-baba ile hepsinin aynı çatı altında değişimleri, duvarlara sinen kokularda saklı. Açık olduğu halde kapalı görünen betimlemelerin resmettiği tablolara bakıyorlar hep beraber.

Gövde gösterisi

Bir deli bağırıyor sokakta, Susturmak zorbalığında olanlar çıkageliyor deliklerinden, Evrene fazla gelen o sesi istemiyorlar; Tüm kibirleriyle akıllarını delil gösterirken mandalin kokulu çıkmazda, Balkonlara üşüşen köprücüklere anlatıyorlar meramlarını. Deli bu, anlar mı rahatsızlıktan? Kendisine bile anlatamazken neden bağırdığını, O sırada, akılsız ve akıllıların dışından balkonlu biri; Çok uzaklara dalıyor, aklını da hiçe sayarak, Deli etiketinden [...]

Ya sonrası?

Ölmek, bazen kurtuluş gibi bazen de boğucu. An meselesi belki de. Hazır olmakla ilgili. Nedense ben hazırım şu sıralar. Ruhum çoktan beni terk etmiş gibi. Hesap soracak gücüm yok. Ya gittiği yer, benim hiç bilmediğim bir yerse? Ne yaparım? Bu halimle yaşasam buna yaşamak denir mi? Bilmiyorum. Boş bakışlar, kuru sözler, tiksinç yalanlar ve çürüklerle [...]

Pek emin

Emin değilim ama devam ediyorum. Bir yerlerde beni bekleyen çılgınca neşeler, yok olmayacak haberini aldığımdan beri devam ediyorum. Sırrımın kaynağını açık etmeden, dışa vurduğum kepçelerin kumlarına bırakıyorum bir yenisini. Pes etmiyorum, kolay yolu seçmiyorum. Yılmıyorum. Çünkü ben mücadele ediyorum. Uğruna değecek bir şeyler için, tomurcuklar açtıran ruh iyileştiriciler için, kendi geleceğim için, sevmelerimin küskünleşmemesi için, [...]

Bilmiyorum

Ta okumayı sökmediğim zamanlar Kayalar ve martılar yuvalarında Koyun koyuna benden habersiz Başıma ağrılar giriyor Olamayacakları düşündüğümde Dıştan parlak görünen içi çürümüş bir cam bu Öfkesizce sokulmuş bir yaban tilkisine Kuskunluğu apaçık sevdasız hayallere mecbur bir çöl vahası bu Mumsu yapışkanlığını kesiklerle kapatmış Sanıyorum ki sözlerim bitti Kalemim unuttu beni Bir memnuniyetsizlik derin bir kuyunun [...]

Kanadı kırık kuş

Fark edilmem sanmıştı ürkek kuş Karşı ki tepeden cıvıldarken göklere Tekrar incinmem sanmıştı, uçamadıktan sonra Aynıydı diğerleriyle, çaydaki şeker gibi erimişti Benliğine dokunmayalı geçen günlerce Gittiği yeri umursamadan gerisini görmezden gelmişti Eskiye dönmeydi diliyordu aslında Dinlenmeyen hırslara kelepçe vuramıyordu İstediği gibi olmuyordu Kanatları iyileşeli olmuştu epey, Ama o uçamayacağına inandırmıştı kendini Şimdi gökler ona uzak [...]