Gövde gösterisi

Bir deli bağırıyor sokakta,

Susturmak zorbalığında olanlar çıkageliyor deliklerinden,

Evrene fazla gelen o sesi istemiyorlar;

Tüm kibirleriyle akıllarını delil gösterirken mandalin kokulu çıkmazda,

Balkonlara üşüşen köprücüklere anlatıyorlar meramlarını.

Deli bu, anlar mı rahatsızlıktan?

Kendisine bile anlatamazken neden bağırdığını,

O sırada, akılsız ve akıllıların dışından balkonlu biri;

Çok uzaklara dalıyor, aklını da hiçe sayarak,

Deli etiketinden ve akıl küpünden sıyrılıyor.

Mantıksız süregiden hayatında,

Balkonsuz bir eve taşınmayı düşünüyor.

Ya sonrası?

Ölmek, bazen kurtuluş gibi bazen de boğucu. An meselesi belki de. Hazır olmakla ilgili. Nedense ben hazırım şu sıralar. Ruhum çoktan beni terk etmiş gibi. Hesap soracak gücüm yok. Ya gittiği yer, benim hiç bilmediğim bir yerse? Ne yaparım? Bu halimle yaşasam buna yaşamak denir mi? Bilmiyorum. Boş bakışlar, kuru sözler, tiksinç yalanlar ve çürüklerle baş başayım. Soframa kimi davet etmeyi düşünsem vazgeçiyorum. Bu yol çok tehlikeli, onlara bir şey olsun istemiyorum. Ölmek, sonu belirsiz olsa da net bir yol. Zor olan yaşamak ama öylesine değil dolu dolu yaşamak. Kendine ancak yeten bu çarpık düzende nasıl olur da kelebek ruhumu suçlarım? Bilmiyorum. Ölüm ile yaşam arasında ölüme bir tık daha yakınım. Sonrasını hayal edemiyorum. Ben ölüyorum yavaş yavaş, bıka bıka. Sadece onun rıhtımında ki havayı solumak ümit vaat ediyor. Yeniden yaşamak istiyorum. O varken, ben ölemiyorum çünkü onu çok seviyorum.

Pek emin

Emin değilim ama devam ediyorum. Bir yerlerde beni bekleyen çılgınca neşeler, yok olmayacak haberini aldığımdan beri devam ediyorum. Sırrımın kaynağını açık etmeden, dışa vurduğum kepçelerin kumlarına bırakıyorum bir yenisini. Pes etmiyorum, kolay yolu seçmiyorum. Yılmıyorum. Çünkü ben mücadele ediyorum. Uğruna değecek bir şeyler için, tomurcuklar açtıran ruh iyileştiriciler için, kendi geleceğim için, sevmelerimin küskünleşmemesi için, bir çoğu için devam ediyorum. Neden mi? Çünkü inanıyorum, ilk kendime sonra da benden olanlara. Sonuna kadar, şüphe götürmeden. Ben, devam ediyorum çünkü bende ki benden eminim.

Bilmiyorum

Ta okumayı sökmediğim zamanlar,
Kayalar ve martılar yuvalarında.
Koyun koyuna benden habersiz.
Başıma ağrılar giriyor.
Olamayacakları düşündüğümde,
Dıştan parlak görünen içi çürümüş bir cam bu.
Öfkesizce sokulmuş bir yaban tilkisine.
Kuskunluğu apaçık sevdasız hayallere mecbur bir çöl vahası bu.
Mumsu yapışkanlığını kesiklerle kapatmış.
Sanıyorum ki sözlerim bitti.
Kalemim unuttu beni.
Bir memnuniyetsizlik derin bir kuyunun eteği sarkmış.
Günlerin yakasına yapıştım nefes aldırmıyorum.
Bazı hatıralar var kesik kesik,
Kuşkonmaz dert bitmez evlerin direklerde.

Kanadı kırık kuş

Fark edilmem sanmıştı ürkek kuş,

Karşı ki tepeden cıvıldarken göklere.

Tekrar incinmem sanmıştı, uçamadıktan sonra.

Aynıydı diğerleriyle, çaydaki şeker gibi erimişti.

Benliğine dokunmayalı geçen günlerce.

Gittiği yeri umursamadan gerisini görmezden gelmişti.

Eskiye dönmeydi diliyordu aslında.

Dinlenmeyen hırslara kelepçe vuramıyordu.

İstediği gibi olmuyordu.

Kanatları iyileşeli olmuştu epey,

Ama o uçamayacağına inandırmıştı kendini.

Şimdi gökler ona uzak geliyordu.

Mahpus

Belirsiz hapiste,

Tutmuşlardı beni her yanımdan.

Kaçacak yer kalmamışken salıverdiler,

Zindanın orta yerine.

Kimsiniz diye soramamıştım daha.

Düşündüm, hem de çok.

Geçmişi, gelecekleri.

Sonuca varamadan başlangıca saptım.

Beni kovalasınlar istedim.

Alışmaya beceremediğim bir rutinde,

Elden ne gelirdi ki ben de birey olmuştum.

Her gün soluksuz yaşadığım,

Kaçmanın faydasız olduğu düzende

Sevmeyi dilemiştim bir çırpıda.

Silinirken hayallerim gün be gün.

Sitem

Umut etmiştim çok istemiştim. Yapacağıma çok inanmıştım ama olaylar benden izinsiz gelişmeye başladı. Yakalayamadan tutuksuz yargılandım ağır meçhul kırıntılarda. Pes etmek istedim bu kez, korkak olmak istedim. Ancak korkak olmayı beceremedim yine de atıldım umudu tükenen fidan köklerine. Bir dokunuşla sihrimi yayacakken yılların geçtiğini fark ettim. Umduğum ve bulduğum ben öyle ayrı düşmüştük ki. Yeni umutlar besledim, herhangi biri ya da şeye değil. Emindim bu kez fidanlarımın çiçek açacağına. Olmayacak gibi görünüyor, elimden bir şey gelmiyor. Sihirli tozlarım düzeltmeye yetmiyor. Tek başına olmuyor.

 

Birde bakmışsın yıllar geçmiş

Tek başına olmuyor.

Herkes karşıyken ve sen kıyıya ayak basmamışken olmuyor.

Bedenin devam edemezken ruhun çabalarken,

Tek başına olmuyor.

Pes etmek değil bu, bir haykırış!

Sitemsiz geçmeyen gurultulu gecelerin sekmesi.

Sen ne kadar denesen de kendini unutarak,

Tek başına olmuyor.

Peri tozu serpilmiyor hiçbir düğümlü hikayeye.

Bir anda ya da sonradan kendiliğinden hallolmuyor hiçbir şey.

Herkesin umudu olmak ağır geliyor.

Tek başına olmuyor.

Siz istediniz diye değil

Size güzel masallar anlatmak isterdim.

Bildiğim en mutlu anıların resmini çizmek.

Bunları yapmak isterdim çünkü

Zamanla savaşan değil, barışan bir ben görmek isterdim.

Sizleri de tebrikleriniz sunmanız için davet ederek,

Artık istemiyorum çünkü.

Ben deki barış, savaşlara alıntı.

Bir gün herşey dursun, duralım isterdim.

Kelebeklere arkadaş, sizlere dost olarak.