Siyah beyaz röportajı 5

Siyah: Yaşamak denen safsata neden devamlılık ister? Neden yok olanları kendi seçer ve biz var olanları benimsemek zorunda kalırız? Ve bu vasatlıklar yüzünden debelenen zincirin halkasına bir de biz ekleniriz?
Beyaz: Karmaşıklığın sınır dışı edilmiş gibi. Nerede olduğunu biliyor musun?
Siyah: Bir önemi var mı? Aslında bugün günlerden hiç, anlıyor musun?
Beyaz: Bu kadar yorulduysan, bırakmalısın. Zorunda olunca çok gidemezsin. Yardım iste, gerekirse bağır çağır. Ama gücü kalmayan benliğinde çareyi arama.
Siyah: Seni tanımasam, bana acıdığını düşünürdüm. Sahi acıyor musun?
Beyaz: Sadece durup izleyemiyorum. Yaraların görülmemek için çok fazla.
Siyah: Ben de senin sarsılmaz oluşunu ve kabullenerek zayıflıklarına sığınışını anlamıyorum. Ve diğerlerini de anlamayı bıraktım. Madem yaşamam gerekiyor; o zaman herkes beni rahat bıraksın, nefes alamıyorum. Yapacaklarımdan korkuyorum. En çok da kendimden.
Beyaz: Ben senden korkmuyorum çünkü sen düşünmeyi bırakmış değilsin. Onca insanın aksine acı çekmeyi yeğleyip düşünmeye devam ediyorsun. Söyle ne yapabilirim senin için?
Siyah: Beni duymadın mı? Rahat kalmak istiyorum dedim. Bu sen olunca mümkün olmuyor. İlla bana yardım etmek istiyorsan özgürlüğümü geri ver bana, nerede olduğunu bilmediğim ama benden çalınan tek hazinemi.
Beyaz: Onu kimse senden alamaz. Bıraktığını kabul et ve sana dönmesine izin ver. Yoksa delireceksin. Sana daha fazla yardım edemem.
Siyah: Çok iyi! Seni alkışlıyorum. Yine bütün suçu bana yükledin ve sıyrıldın. En iyi yaptığın şeylerden biri. Ne de olsa sen sütten çıkmış ak kaşıksın ya.
Beyaz: Nasıl istersen öyle düşün. Eğer daha iyi hissedeceksen, beni en kötüsü de yapabilirsin. Bu şekilde iyi olacak mısın?
Siyah: Bilmiyorum ama ben yalnızca kötünün iyisi olabilirim.

Ruhum bensiz uçuyor

“Che poco spera enulla ciede”-Hiçbir şey istemeden çok az şey uman.

Şımarıklık yapmıyordu, savunduğu değerlerin ona kattıklarıyla yalnızlığını örtüyordu; masanın kıvrılan kenarından başlayarak. Rol yaptığını söylerken, samimiydi. Aldattığı diğerlerinden farklı gördüğü gözlere, derinden inanıyordu. İyi biri değil, kendisi olmak istiyordu. Varlığının dünyaya katacağı anlamı öğrenmek, belki de en büyük amacıydı. Elinden geleni yaptığı zamanlarda, renkleri soluklaştıran sıfatına engel olmuyor bilakis; dalgalanan gölgesine umutla el sallıyordu çünkü egosuna yenilmeden tatmin olmak istiyordu.

Siyah beyaz röportajı 4

Siyah: Bana güvendin. Tüm söylediklerime inandın. Şimdi neden inanmıyorsun? Suçum ne, söyle bana!

Beyaz: Çünkü çok kararlı görünüyordun, inanmaktan başka çarem kalmamıştı. O zaman öyle inanmışım ki sana, şimdi tersini söylediğin için inanasım gelmiyor.

Siyah: Sen, sen hep kesin misin? Sapan konuşmaların, elinde olmayan sebeplerin, karşı koyamadığın hislerin yok mu? Bu mu beni siyah yapıyor? Belirsiz ve güvenilir olmamam mı? O halde ben en iç karartıcı siyahım.

Beyaz: Hayır, bunu kendine yapma. Siyahsın çünkü her zaman olumsuzsun, insanlara umut vermiyorsun. Benim verdiğim kararlar beton kesiliyor. Alçı yapacağım zaman çoktan geride kalmış oluyorum. Gün doğumuna ya da batımına kavuşamadan hatırlıyorum güneşin rengini.

Siyah: Belki de kendime yetecek kadar umudum var, bunu hiç düşündün mü? Alaca kuşağında ki acemiliğim beni ben yapıyor. Tepkisiz kalamıyorum. Sense yutkunduğun sözler ve gizlediklerinle bana umut vermiyorsun.

Beyaz: Ben mantığı tercih ediyorum. Duygularıma güvenmek zaaflarımı ortaya çıkarıyor. Belki de korkuyorum. Terk edilmekten, kendimden…

Siyah: Ben de korkuyorum ama bunu söylemeye cesaretim var. Aramızdaki bir farkı daha aşamadık, arkadaşım.

Beyaz: Olsun, sen hep benim arkadaşım olacaksın.