Ruhum bensiz uçuyor

“Che poco spera enulla ciede”-Hiçbir şey istemeden çok az şey uman.

Şımarıklık yapmıyordu, savunduğu değerlerin ona kattıklarıyla yalnızlığını örtüyordu; masanın kıvrılan kenarından başlayarak. Rol yaptığını söylerken, samimiydi. Aldattığı diğerlerinden farklı gördüğü gözlere, derinden inanıyordu. İyi biri değil, kendisi olmak istiyordu. Varlığının dünyaya katacağı anlamı öğrenmek, belki de en büyük amacıydı. Elinden geleni yaptığı zamanlarda, renkleri soluklaştıran sıfatına engel olmuyor bilakis; dalgalanan gölgesine umutla el sallıyordu çünkü egosuna yenilmeden tatmin olmak istiyordu.

Siyah beyaz röportajı 4

Siyah: Bana güvendin. Tüm söylediklerime inandın. Şimdi neden inanmıyorsun? Suçum ne, söyle bana!

Beyaz: Çünkü çok kararlı görünüyordun, inanmaktan başka çarem kalmamıştı. O zaman öyle inanmışım ki sana, şimdi tersini söylediğin için inanasım gelmiyor.

Siyah: Sen, sen hep kesin misin? Sapan konuşmaların, elinde olmayan sebeplerin, karşı koyamadığın hislerin yok mu? Bu mu beni siyah yapıyor? Belirsiz ve güvenilir olmamam mı? O halde ben en iç karartıcı siyahım.

Beyaz: Hayır, bunu kendine yapma. Siyahsın çünkü her zaman olumsuzsun, insanlara umut vermiyorsun. Benim verdiğim kararlar beton kesiliyor. Alçı yapacağım zaman çoktan geride kalmış oluyorum. Gün doğumuna ya da batımına kavuşamadan hatırlıyorum güneşin rengini.

Siyah: Belki de kendime yetecek kadar umudum var, bunu hiç düşündün mü? Alaca kuşağında ki acemiliğim beni ben yapıyor. Tepkisiz kalamıyorum. Sense yutkunduğun sözler ve gizlediklerinle bana umut vermiyorsun.

Beyaz: Ben mantığı tercih ediyorum. Duygularıma güvenmek zaaflarımı ortaya çıkarıyor. Belki de korkuyorum. Terk edilmekten, kendimden…

Siyah: Ben de korkuyorum ama bunu söylemeye cesaretim var. Aramızdaki bir farkı daha aşamadık, arkadaşım.

Beyaz: Olsun, sen hep benim arkadaşım olacaksın.