Bazen durur zaman

Özledim çok geçmeden.

Kaybolmuş gibiyim bazen.

Sokak araları kararmış, buz gibi yeller eserken.

Duvarların soğukluğunda üşümüş portrelere benzeyen,

Peşindeki hayaletlerin neşesine içlenen,

Kendini kaybetmekten korkarak uyuşan bir sefilden.

Umutla bakmak geleceğe ya da yakın bir zamanın izine.

Boşuna olmasın dileklerin bahtı kenetlenen,

Kudretli ve şefkatli göğe yükselirken.

Bugünü yaşadık

Seni sevdikçe seviyorum,

Doyumsuzluk denemez buna,

Bir parça alışkanlıkla gitgide sana tutunuyorum.

Sıklığı arttıkça seni görmenin,

Gülüşlerini hatırlamak kolaylaşınca,

Seni bırakamamaktan korkuyorum.

Bedenimin ve ruhumun bir yanı hep seni istiyor.

Beni sana yaklaştıran zamana,

Kokunu daha hızlı yayan soğuk havaya,

Biricik alışkanlığım için teşekkür ediyorum.

Senin için

Dün beraberdik yağmurlu gecede,

Ellerimiz sıcacıkken gözlerimiz buluşmuştu.

Anlaşılmazlığım önemsizdi, sen varken.

Senin olmak vardı sadece, büyülü bir zamandı göğüslediğim.

Olmadığını farz eden ben yanılıyordum.

Heyecanımız canlıydı, yaşananlar gerçekti.

Daha çok istedim seni, hiç gitme istedim.

Varlığım seninle anılsın, bir olalım diye.

Umudum oluyordun zamana denk.

Yazmak için sebebim, paylaşmak için hevesim.

Sen yalnızlığımından kurtuluşum,

Biz tuhaf bir hikayenin baş rolleriydik.

Neyin nesi

Çatıdan bir tüy süzülüyor aşağı,

Bilmem hangi kuşun kanadı.

Aldırmadan bekliyorum gelecek güzel günü,

Senle sallandığımız salıncağın büzgüsü.

Kaçıp giden bir viraneyi anlatıyor suskunluğun,

Derinlerdeki korkuların ve yüz üstüne çıkmış balçık kokun.

Sarıp sarmalasam, uyutsam seni kollarımda,

Öpsem koklaya koklaya, öpsem, öpsem…

Kurumuş su getirin bana tek nefeste içeceğim.

Onu düşünerek, saflığın budala kapısında.

Aldanmak mutlu son bana,

Hesaplaşmadan geçmişin kalıntısında.