Çoktan da çok

Gökkuşağını getirdim sana,

Hangi rengi seçeceğini bilsem de.

Sen anlama diye camdan dışarı bakıyorum,

Ama yansıman peşimi bırakmıyor.

Gülümsemelerim yarım ay olmuş, duvarlara taşıyor.

Yağmur yağmaya başlayınca camları kapatıp, perdeleri açık bırakıyorum.

Bana bakıyorsun, görebiliyorum.

Ellerin rengarenk, benimkilerse…

Yüzün dinlendirici ve hipnoz edici.

Seçtiğin renk yüzünde, her zaman ki gibi.

Tahminimde yanılmayan bense, göklerde.

Yağmuru durduruyorum ve senle gidiyoruz.

Gerçek gökkuşağının üzerine doğru.


Bahar günleri

Bir sevdin mi anlıyorsun,

Yalnız kalmaya korkar oluyor insan.

Her sessizlikte onu hatırlarken,

Başkalarına bakamıyorsun.

Bir kez sevdin mi başka birine dönüşüyorsun.

Eski tadın tuzun kalmıyor.

Sevdiğin olmadan yapamıyorsun.

Bencilliğine yenik düşüyorsun istemeden,

Kalabalıklar iyi geliyor kimi zaman,

Sesini duyan olmadığından mıdır nedir?

Huzur da değil; zamanı ilerleten bir akış dalgasına kapılıyorsun.

Onun olmadığı her an boşluk gibiyken,

Yüksekler sana korkutucu geliyor.

Keşke demiyorsun.

Çünkü sevgini reddetmek sana ağır geliyor.

Bir kez oluyor tüm bunlar, sevince oluyor.

Ötesini istediğinde kendini unutuyorsun.

Loş ışıkların körlüğünde bulanıklaşıyor okudukların,

Güneşe yaklaşmaya çekiniyorsun.

Öyle bir raddeye geliyorsun ki,

Çıkışlar kapalı, sonlar silinmiş gibi.

Nefes almak istiyorsun, onu arıyor gözlerin tekrar.

Ancak zorla istemiyorsun şefkatini.

Buna dayanamayacak yüreğini avuturken,

Onun olmadığı zamanları hayal ediyorsun.

Renksiz masallara dönüş tek çaren oluyor.

Son olmasın

Delicesine atan kalbi yorulmazken,

Ana tutuk kalmış, boş sokaklarda;

Emeklerken koşmaya yeltenen,

Konacağı dalı bilemeyen, yuvasız serçe kuşlarıyla ötüşler de.

Lodosunu savuran gökler durulmamış henüz.

Sönmeyen ateşinin narasıyla sebeplendiriyor, geçenleri.

Yılların eskittiği rüyalarına yeniden dalarken,

Hep ötesini düşünen fikirlerinde birini ışıldatıyor sadece.

Varlığı en önde, kurtarıcı deniz feneri gibi.

Tutamıyor kendini, çırpınmanın faydası yok.

Sevilmekle sevmek arasında sonunda ona varıyor.

Hayalleri süsten uzak, gerçekliğin sadeliğinde gizli.

Tutkunluğu basitçe izah edilemez.

Onun sesi şehirlerden değil, tepelerden yankılanıyor.

Duydukları, gördüklerini anlaşılmaz kılıyor.

Geceyi bekleyen gündüze dost olmuş, kucağı yıldızlarla dolu;

Sonrası onu anımsatan ay, onu fısıldayan şarkılar…

Çırpınış

Gecikmeden kabullen saklandığını,

Çık da bak, vakit var diyorlar.

Yorgunsun ama anla son olduğunu,

Bu kez gerçek diyorlar, kandırılmıyorsun.

Aynaya bak da gör, bir başkasını,

Küskün mecburiyetlerin anlaşılmazken.

Zamanı varken, çözümün neyse ne değilse.

İşkenceyi bırakıp da hatırla satır aralarını.

Anlaşılmak isterken anlamaya çalışmayı bırak.

Zaman var dediysem çok da yok hani.

Acı çekmeye alıştırdığın, içindeki çocuğu gülümset.

Nasıl yapacağını sorma bana, cevapları ben de arama.

Hala kaçıyorsun, dağ çiçeklerini özlediğini yalanla.

Sana kattıklarını düşün, teşekkür et ve sonra da bırak.

Bırak ki huzur bulsun delice atan yüreğin.

Hepsinden sonra yine kaçarsan da,

Kabullen ve hayal kırıklıklarını geride bırak.

Ucuz bahanelere teselli arayıp acının kaynağına sığınma.

Kuşları kıskanıp da özgürlüğe pay biçme.

Amaçsızca çırpınan bedenine kızıp da insanları üzme.

Masum olanları hor görme, kabul etmek zor olsa da oradalar.

Hayallerin, uzakları anımsatan bir kaldırım boyu.

Eline takılan uğraşların.

Anlamadan tuhaflık vakti beliriveriyor, yanıbaşında.

Çırpınıyorsun, kabullenişin ağır.

Nasıl nasıl derken geceler gelip geçiyor.

Yazınca aydınlanan sabaha günaydınlarla uyanıyorsun.

Anlayamamak ölüm gibi,

Zincirlenmiş yorgun bedenin seni karanlıklara çağırıyor, bekleyenlerin var.

Tarihi kapalı, aslı mazi bir masalda buluyorsun çareni.

Mutlu sonlar, uzak hayaller hep buradayken sen nerdesin?

Özsaygın bilinmezken sen tanımsızsın.

Kendine kızıyorsun, ne yaparsan yap gerçek bu, değişmiyor.

Sevgisizliğe sığınıp, sevgini yüceltiyorsun.

Söylesene çocuk ne yapıyorsun?

Kim olduğunu hatırlıyor musun?



Unutulmuş

Bağırasım var sokakları karartanlara,

Yozlaşmış bahanelerinin ardında yaşayanlara.

Kader mi yoksa ahmaklık mı bilinmez dönencede,

Dileklerini mumla arayanlara.

Hayallerle süslü gelecek yaklaşmazken;

Işıltısını benden esirgemeyen biçarelere,

Bavulumu dağıtıp ücretimi tahsil eden zevzeklere,

Başından beri serzenişim var.

Başlamadan bitince,

Sevemeden terk edilince,

Buharları tüten trenler gitmekten vazgeçince,

Şansımı elimden alanlardan gidesim var.

Uzaklar cazibesini koz saydığında,

Beni hiçe sayanlara,

Bir çift sözüm ya da yarım kalmış duraksamalarım var.

Beyond control

I knew this day would come.

It wasn’t that hard to guess.

But I wanted to try to the end and to see behind the mask.

When the nostalgia had strong influence,

For a moment I followed his shadow.

He’s not there maybe never been.

He could be the right person.

But it was too late for that.

As my reliance belongs to another person,

I have known close of play came.


İster istemez

Hayaller, masumluğuyla en önde.

Tutuksuz aksaklığıyla atan kalbinde.

Uğultular kesildiğinde durmuş zamanı.

Anlamadan, kaybettiğinde bulduklarını.

Umuduna yakın olmayı seçtiğinde,

Susmak bilmeyen arzuları dinmediğinde,

Çaresiz beklerken bulmuş geleceğini.

Korkularıyla yüzleşemezken, bırakamamış direnişini.

Gençliğim

Nasıldı,

Nasıl demişlerdi benim için?

İyi biliyordum ya,

Ezberlettirmişlerdi.

İç sesim gitmişti, bırakmıştı beni.

Ondandı bu kötülükler.

Ama ben hep güzel hayaller kurardım,

Taze körpe gençliğime.

Diğerlerine aldırmazdım ya,

Ruhum kısılırdı kapana,

Kurtaramazdım.

Bir anlık hüsranla derbeder olurdum.

Başkalarına kıyamazken kendimi kanatır,

Acımın gerçekliğiyle hayatı; sevginin gücüyle kalbimi yorardım.

Kopuk kopuk sallantıda,

Şimdi hayallerden çok uzak bu gençlikte;

Bir zamanlar delice kavrulurdum.

Aşk sarhoşu

Çok mutluyum, delicesine.

Gözlerim kapanmak bilmiyor.

Sımsıkı tutunurken, sevinç kangreni

Olan kalbim kabına sığmıyor.

Mucize dese kabul edebilirim

Şu duruma,

Kıtalar kadar özgür, gökler kadar parlak umudum.

Onunla ben, köklerimden tazeleniyor,

Yağmurlarla yeşeriyorum.

İfade edemediğim bir coşkuyu getiriyor bana.

Arada nefes almayı hatırladığımda,

Bakıyorum ona utanarak.

Anlatamıyorum bu yüzden.

O ki el değmemiş bir arazinin son çiçeği,

Mis kokan buram buram hasretiyle.

Nefreti bile katlanır kılıyor varlığıyla.