Ufuk çizgisinin müjdesi

Sonbahar yaprakları çatıdan hücum ederken,

Bir çift göz ve tarifsiz bir tebessüm ile

Düşlerini bırakan bedevi hayallere dalıyor.

Toz bulutunun resmettiği gökyüzü kırıntıları bağrındayken,

Yeşeren köksüz ağacın zirvesine tırmanıyor.

Son halkası solmuş bitap haldeyken,

Sarsıcı kararsızlığıyla derin bir çekiyor.

Ellerini donduran çarpıklıkla eğlenirken,

Gizlediği hüznüyle aslında alay ediyor.

 

Sebebinden

Yorgun saatlerin son bulmasını ister gibi, çıkıveriyor karşıma.

Bozulmuş radyo kanallarından sıyrılıp yaylalara gidiyorum.

Ay ışığının gece yarısında dansına eşlik ettiğini görünce,

Uzaklar yakınlaşıyor, emektar ellerim ona uzanıyor.

Güzel bakan gözleriyle geceyi aydınlatıyor.

Nedenimi bulmuş gibi tek başıma gülümsüyorum.

Ben sensiz

Beni sevmeye çalışma adam,

Her zorundalığın içimde ukde bırakıyor.

Beni merak etme,

Sen yokken de hayat yaşanıyor.

Terk edemediğin yokuşta ikimizi de sallandırma.

Dudaklarımızdan öteye geçemeyen adımlarımız da,

Sana dokunan ellerimi titretme.

Seni düşünen bulutlu hayallerimi alma benden,

Hatıralarını saklamamdan esef duyma.

Mümkünse beni hatırlama da.

Köşeden dönünce, yalnızlığın ağır basınca,

Sevgimin büyüklüğüne tutunma.

Başkalarına şans veremediğim de kendini yüceltme.

Sana kucak açmış kollarımı bağlarsam, dönme.

Acı çektiğimi görmek seni incitmesin.

Bana acıma, beni sevmeye çalışma.

Ben seni tarifsiz bir aşkla severken, bunu yapma.

Deniz yıldızı

Hep korktuğun yokluğun dışında,

Seni korkuttuysam üzgünüm.

Aynını yaşadığım bugün,

Hissiyatsız bir takdirin ifadesiz kabullenişinin dışında,

Seni özgürlüğüme hapsettiysem üzgünüm.

Mutluluğu sende bulup sende yaşarken,

Seni mutsuz ettiysem üzgünüm.

Beni terk etmeni isteyip sana tutunduysam da üzgünüm.

Aynını yaşayınca da seni sevmek ağır bastıysa,

Sessiz varlığınla başlayan her şeyi sevdiğimde, seni üzdüyse üzgünüm.

Yangın külleri

Ayrıldıklarım oldu istemeye de olsa.

Bir ağrı girdi şakaklarıma.

Gözlerin ufuk çizgisi gibi belirdi.

Seni andıran bir ses çınladı kulağımda.

Tahmin etmediğim yerlere çarptım.

Yapılar bana düşmandı.

Üstüme çöken tavan arası odamın tozları,

En hüzünlü şarkıymış gibi hatırlattı seni bana.

Nerelere gittin hangi otobüs tekerlerine dayandım.

Devrilen yarım, burç adaya akan sellerde.

Denize bakarken bana seslenen denizkızları mı arkadaşların artık.

Onlarla gitsem beraberimdeki karanlıktaki gelir mi benimle?

Çaresizce sokaklarda bulduğum parayı def etmenin peşindeyim.

Yorgun kızgın ruhum bedenime zülüm ederken,

Ellerimi koyacak yer bulamıyorum.

Nereye varsam kabus yüklü acıların baş tacı.

Kıvançla kafamda gösteriş yaparken, çıldırıyorum.

Geçmeyen saatlerle baş başa bir ömürde,

Seni bir tutup sonra da tuttuğum yerinden bırakıyorum.

Her defasında bir mezarlık inşa ediliyor sulak topraklarımda.

Sonrası meçhul, eskiyen kalabalıklar ortasında.

Her şey sonrasında hiçbir şey iken,

Benim için dilek tutarsa yarın öbür gün.

Sabah gelmeyi unutmuşken beni hatırlarsa,

Vicdanı ona rahat vermezken

Çarşaflara sardığım el bebek kollarını üşümekten alıkoyamam.

Tren sesi duyulur en tiz haliyle,

Atlayıp gitmek isterim çok uzaklara.

Peşimi bırakmayan hayallere yenisini eklemek,

Sigaramdan bir fırt almadan söndürmek,

Yanan bedenimi sularla soğutmak isterim.

Boş mudur her şey boşlukta?

Güzellik göstermezken kendini,

Zevksiz yaşantımda gün gelir.

Kırıklarımı gömmek için deniz analarına kulak veririm.

Asma köprüdeki anamın koşuşu gelir aklıma.

Sallansa da ona kavuşmak için çarpan yüreğimi sustururum.

Ertelediğim hayatımda gücüm hırsıma yenik düşmüşken,

Gözlerim dolmuş, ellerim kirlenmiştir.

Kirli maskeme bakarsam aynada,

Günlerim harabeye dönmüş, o göçük altında kalmıştır.

Sevmek istersem yeniden,

Bana sevgiyi tattıran insanı ararım.

Yokluğu en zayıf anımda depreşir.

Bağlılığım gözlerimi yaşartır.

Saçlarım önüme düşerken rüzgarın oyunlarında,

Onun hayallerine dalarım.

Birileri gölgeler gibi rol üstlenirken hayatımda,

Onun renklerini unutamam.

Hayalleri, o gittikten sonra evine gönderirim.

Sıradan biri olur çıkarım bu perdede.

Geceler ürkütücü ve yapayalnızdır.

Ona dair ne kalmışsa yakar yıkarım.

Anladığım vakit daha da başkalaşırım.

Eskiye hasretim hiç bitmez.

Kuru bir elvedaya zorlanmışken.