Hayat beni değiştirdi

Direndim. Kendimi bulmuştum çünkü. Bırakmak istemedim. Ama sadece ben değildim. Bunu fark ettiğimde, başkalaşmıştım. Empati kurmak beni törpülemişti. Sonrasında sadece demeyi bıraktım. Zor oldu, başarısız oldum, yenilgiler aldım, mahcup oldum. Tekrar geçtim aynanın karşısına. Gururum karşımda duruyordu. Gülen mahzun bakışlarımla ona elveda etmek isterken, sadece demek istedim. Bir insan vardı baktığım ama tutamadığım, onun için sadece demeye devam ettim. Anlaşmalı bir sükut haliydi sözde usulca. Bir ben vardı ondan beri, sonrası direnişten ibaret. Değiştim mi? Evet, belki de uyum sağladım. İçimdeki çocuğu koruyarak yaralandım. Kimler gelip geçecek daha bilemiyorum. Yalnızca kendimi bilmek, umutlar vaat ediyor bana. Başkaları için karşı kıyılara yüzmeden, hayalperest bir yaşantı dilerken. Sona geldiğini sanıyor ya insan her acının sonunda, o iş öyle değil. Hep bir yenisi geliyor. Zamanım dolana dek bulduklarımı ve değerlerimi yücelterek insan olmak umudum, sonsuzlukta…

Meltem der ki,

“Bu hayatta karşılık beklersen mutlu olamazsın. Sevdiğin kişi yanında olmadığında tüm sokaklar birbirine benzer.” (M. O.) demişti bir arkadaşım, bugün çok sevdiğim biri tarafından hayal kırıklığına uğradım. Ben de şöyle demek istiyorum öyleyse,

“Çok derin geliyorsa düşüncelerim, sizi alaşağı eden bu kütleye aldırmadan yolunuza devam edin ve beni umursuyormuş gibi davranmayı bırakın. Çünkü en çok bu canımı acıtıyor.”

Kült

Tatminlerimiz, sığınmalarımız ne çok! Ne hoş sebepler, fışkırmalar yel değirmeninde! Temenniler nüksederken kaos karanlığında, beyaz ışıklar gelinceye üst üste bastıra bastıra. Acımasız hayat eleştirimize bakan minik suratlar kayboluyor küçük süzmelerde.