Yalancı

Yalancısın, hem de büyük bir yalancı. Sana inandığımı sanma. Aldan diye yapıyorum. Ama vazgeçtim öyle değil, en büyük yalan benim. Hiç yaşanmamış gibiyim. Gerçek suçlular başka yerlerdeyken, ben suçu üstleniyor gibiyim. Konuşmana izin vermeden üzüntüye boğuluyorum. Taze sevinçlerim kursağımda kalıyor. Bunları yabancı bir yerden yazıyorum. Bende kalacak. Konuşmak fayda etmiyor. Nefesin öyle hayat veriyor ki yaşadığıma şükrediyorum. Dokunuşların herşeyi unutturuyor. Duymak istiyorum. Herşeyini bana vermeni… Durmam gerek… Çok zor inan, sende kaybolup sonra da seni kaybetmek. İnan kendimi kaybetmek gibi. Korkmak istemiyorum. Bana kaybolmayacağına dair söz ver. Yalan olsa da yap. Gerçek bir yalancı ol, benim gibi.

Evrenin mesajı

Bir insan tüm gününü değiştirebilir, baktığın yere seslenip bulutlarını dağıtabilir. Mümkünü yok dediklerine inandırabilir. Tek başına yapabilir bütün bunları. Senden yalnızca izin ister, zorbalıkla yaklaşmaz. Onun yanında en mutlu insan olduğunu düşünürsün. Evren böyle böyle devrime uğrar aslında. Bir insandan başka bir insana geçilen tünellerle aydınlanır yüreklerdeki hazineler.

Gökyüzü kadar

Mutluluktan uçan birine rastlarsanız bir gün, endişe buyurmayın. Bilin ki ben bu görevi uçaklardan öğrendim. Öyle zoraki değil, onların işaret etmesiyle ışık saçan umut dolu birinin gözlerinden, neşesinden, kederinden, her uçak geçen cümlesinden. En kolay ve güzel sevmekti bu. Bana yalnızca mutlu olmak kalıyordu ve ben çok mutlu oldum. İfadesiz olacak şekilde mahçup hissediyordum. Çok şanslıydım. Tüm ruhumla mutluluğu tatmak eşsizdi. Onunla birlikte gökler yakınlaştı, rüzgar hızını alamadı. Uçarken mutlu sonrasında aydınlıktı yüreğim.

Seni sevmemin 10 sebebi

  1. Kararlılığın: Yüksek bulutlara şimşek çaktıran cinsten.
  2. Hayallerin: Şimşeklerin yıldırımlara teslim olması gibi.
  3. Masumiyetin: Yağmurun sakinleştirici etkisiyle uyutan tatlı bir rüya.
  4. Barışçıl oluşun: Dinen yağmurun oluşturduğu göletlerden birine battıktan sonra çamura bulanan ellerin için bulutlara teşekkür eder gibi.
  5. Hassaslığın: Kendin yerine ıslanmış yavru hayvanları düşünür gibi.
  6. Çalışkanlığın: Yıldırım düşen evleri yeniden inşa etmeye yetecek kadar.
  7. Nezaketin: Bir avuç suya hürmet etmenin ötesinde.
  8. Çocuksu sevinçlerin: Çamur banyosunda tanınmaz olmanın verdiği mutlulukta.
  9. Araba sevdan: Bitmeyen uğursuzluklara rağmen pes etmeden şansa sarılmak gibi.
  10. İlham vericiliğin: Tüm mevsimlerin birlikte olduğu ama en çok da sonbaharın yakıştığı büyüleyicilikte.

Kabuslarımdan

Tek başına yaşayabilir miydi insan? En çok ihtiyaç duyduğunu bırakınca ne olurdu ona? Yaşayan bir ölü olacaktı. Ve bunu yaptı insan. Kendine yetmeyi dileyerek, umudunu bıraktı. Umutsuz kalacağını bilerek, yaşamayı seçti. Sonrasına diyecek sözü olabilir miydi?

Sorgulamaca

Sevmek delicesine arzulamaksa ne olursa olsun istemektir. Reddedilmek, aşkı usandırmaz. Acı çeken yürek, bedene zülum ettiğinin farkında olmayan hasretini dindirecek dermanını arar. Belki de hepsi bencillikten olur. Kavuşmaksa sanılanın aksine olup biten bir mesele değildir. Sonrasının düşlerinde hapsolan bir özlem fırtınası gibi bitti dediğiniz an yeniden başlar. Doyumsuz bir lezzeti tekrar aramak gibidir. Basit değil, çok karmaşık ama çekip gitmesi ölesiye zordur. Sevginin gücendiği yerde bekler sizi. Mutluluk denen his işte böyle başlar.