Meltem der ki,

“Bu hayatta karşılık beklersen mutlu olamazsın. Sevdiğin kişi yanında olmadığında tüm sokaklar birbirine benzer.” (M. O.) demişti bir arkadaşım, bugün çok sevdiğim biri tarafından hayal kırıklığına uğradım. Ben de şöyle demek istiyorum öyleyse,

“Çok derin geliyorsa düşüncelerim, sizi alaşağı eden bu kütleye aldırmadan yolunuza devam edin ve beni umursuyormuş gibi davranmayı bırakın. Çünkü en çok bu canımı acıtıyor.”

Seni sezdim

Çok önceden olmalıydı.

Yine hissederken sesindeki titrekliği,

Bana bakan gözlerindeki ışıltı yok olmalıydı.

Sinesinde ki acılar, ben ve gün ışığı.

Kaçamak uğramalarımdan biri olmamalıydı.

Eskisi gibi kristal vazomda çiçekleri.

Solmaları benden ötürü olmamalıydı.

Atlılar

Anında yaşamıyorum sindire sindire, bir şeyler yaşamam lazım bu yüzden ben de yaşıyorum ama kaldırabileceğim kadarını. Hızla atlılar geçerken yoldan, kemerlerinden tutup karşıya geçme nezaketini gösteriyorum.

Kült

Tatminlerimiz, sığınmalarımız ne çok! Ne hoş sebepler, fışkırmalar yel değirmeninde! Temenniler nüksederken kaos karanlığında, beyaz ışıklar gelinceye üst üste bastıra bastıra. Acımasız hayat eleştirimize bakan minik suratlar kayboluyor küçük süzmelerde.