Bir başkasının

Sevdim seni.

Ümitsiz belki bütünüyle.

Dinmedi daha, yorgunluğum geçmedi.

Ama üzecekse bu sevgi seni,

Sessizliğime çekilirim.

Kıskançlığımla üzgün kimi zamanda kırgınlığımla.

Seni beklemekle geçen günleri reddederim.

Bu öyle içten, öyle candan bir sevgi ki;

Yanıp tutuşurken kor olmayı göze alırım.

Aldanırım

Gidiyor musunuz dostlar?

Kanatlarınızı açmış nereye böyle?

Ne bir sebep ne bir rıza.

Alnınızda boş heykeller,

Sırtınızda pek tomarlarla.

Hafiften dışınızda,

Ayrı bir yeri benimsiyorum böyle olunca.

Kanatlarım kopmuş neye yarar?

Sizler almış başınızı gidiyorken.

Benim kırgınlıklarım ancak maziye kanar. 

Filiz

Dumanlı gecenin sıkışmış insanları,

Akışsız ayrılık notalarında kaybolmayı umuyorlar.

Onları dinleyen çağırtkan masaların kir izleri,

Birşeyi anlatmaya çalışmakla meşgul.

Tılsımlarıyla durgunlukları her yanda.

Medet

Hayallerimi takip etmek için çok fakirdim,

Sevmek içinse fazla istekli.

Sabırla, tükenmeden, tüketmeden yaşamayı seçtim.

Hiçbirine sahip olmadan, kenardan baktım gökyüzüne.

Bulutların bana anlatmak istedikleri vardı;

Yalnızlığımdan sıyrılıp dinledim onları.

Hayallerimi özgür bıraktım.

Fedakarlıklarımıysa meçhul.

Sevmelerimi de susturdum, ay ışığından ısınmaya son vererek.

Kabuslarımdan

Tek başına yaşayabilir miydi insan? En çok ihtiyaç duyduğunu bırakınca ne olurdu ona? Yaşayan bir ölü olacaktı. Ve bunu yaptı insan. Kendine yetmeyi dileyerek, umudunu bıraktı. Umutsuz kalacağını bilerek, yaşamayı seçti. Sonrasına diyecek sözü olabilir miydi?

Asla

İddialı ve bir o kadar cesur görünen asla kelimesine rağmen, kararımın arkasında duruyorum. Çok düşünmeden ve ilk aklıma gelen insanı seçiyorum. Rengarenk, ışık saçan bir tarlanın mahsulleri o benim için. Sayısız yazımın baş rolü. Yanındayken ifadesizce kaldığım ve sadece demeyi öğrenebildiğim biri. Yol arkadaşım, umut ışığım, ilham kaynağım. Bütün ithafları sıralasam da yetmeyeceğini düşündüğüm biri o. Ciddiyetin ya da ciddiyetsizliğin sınırında bulutlara dokunan ruhumun suya düşen yansıması. Arzularımın boşluğunda kalmış, gittiğinde sayfalar dolusu hüznü çağıran hasret ekini. En beyaz masumiyeti getirin aklınıza, o daha da masum. Terk etmektense terk edilmeyi seçen vicdanı var saf duygusunda. Onsuz geçen günler tepkisiz, sancısız; sakinliği gizlice tufanda devrilmiş. Derin bir sığınağın yırtılan teni gibi, berrak ve hüzünlü. Gözlerinin yerine kararlı ve aldırışsız sessizliği geri dönüşü tazeliyor. Gülüşünü ve kokusunu unutmadan, orada olduğunu bilmek huzur verici. Parmak uçlarımdaki soğukluğu alıp yerine şefkatli sıcaklığını veriyor. Ruhum asaletini bozmadan yaşamaya ant içiyor. Hayallerle bezeniyorum karanlık anlarda. Abartmak değil, benimkisi. Yaşayınca anlaşılabilecek bir duygu seli bu. Zamansız ayrılışlar, ölümü bekleyen sessiz haykırışlar son buluyor, biçare kabullenince mevkufiyeti. 

Geldi ve geçti

Kötü oldum. Oraya ait olmadığımı bilsem de denedim. Birine denk geldim. Konuştum. Ama olmadı. İyi olamadım. Aradığımı bulamadım. Benden bekleneni anlayamadım. Birini daha düşüncesizliğimle üzdüm. Kötü oldum. Bir zamanlar ona benzediğimi hatırladım. Çok kötü oldum. Beni vitrinlerden sevenleri gördüm. Paylaşımlarım azaldı. Birinin hayallerini yıktım. Üzdüm. Haberim yoktu, fark edildiğimden. Camda buğulanan isimlerin silindiğinden. Meğer tanınmayan kirpikler, rüzgara tutunuyormuş.

Benim gördüklerim

Sayfalarca, satırlar ve sütunlarla.

Tükenmeden,

Çizmek onu, her ayrıntısıyla.

Bana bakan gözlerini,

Unutmayı beceremediğim dudaklarını,

Abartıya kaçmadan.

Ne görünüyorsa, sadece onu.

Sonra da yaslanmak sırtına,

Saatlerce, umursamadan sınırları.

Ondan duymak, gördüklerimi.

Ve delirmeden geçebilecek yılların anahtarı.

Arzulanan gerçeklik, bahislere konu olan yazgı.



Çoktan da çok

Gökkuşağını getirdim sana,

Hangi rengi seçeceğini bilsem de.

Sen anlama diye camdan dışarı bakıyorum,

Ama yansıman peşimi bırakmıyor.

Gülümsemelerim yarım ay olmuş, duvarlara taşıyor.

Yağmur yağmaya başlayınca camları kapatıp, perdeleri açık bırakıyorum.

Bana bakıyorsun, görebiliyorum.

Ellerin rengarenk, benimkilerse…

Yüzün dinlendirici ve hipnoz edici.

Seçtiğin renk yüzünde, her zaman ki gibi.

Tahminimde yanılmayan bense, göklerde.

Yağmuru durduruyorum ve senle gidiyoruz.

Gerçek gökkuşağının üzerine doğru.


Sorgulamaca

Sevmek delicesine arzulamaksa ne olursa olsun istemektir. Reddedilmek, aşkı usandırmaz. Acı çeken yürek, bedene zülum ettiğinin farkında olmayan hasretini dindirecek dermanını arar. Belki de hepsi bencillikten olur. Kavuşmaksa sanılanın aksine olup biten bir mesele değildir. Sonrasının düşlerinde hapsolan bir özlem fırtınası gibi bitti dediğiniz an yeniden başlar. Doyumsuz bir lezzeti tekrar aramak gibidir. Basit değil, çok karmaşık ama çekip gitmesi ölesiye zordur. Sevginin gücendiği yerde bekler sizi. Mutluluk denen his işte böyle başlar.