Beklenti

Rahme düşüyorsun, doğmayı bekliyorsun.

Doğuyorsun, büyümeyi bekliyorsun.

Büyüyorsun, onu bekliyorsun.

Sınavlara girmeyi bekliyorsun.

Sınavlar bitiyor, onu bekliyorsun.

İş bulmayı bekliyorsun.

İş buluyorsun, onu bekliyorsun.

Onu bekliyor, bekliyorsun.

Gelmiyor, sen bekliyorsun.

Sen bekliyorsun, gelmiyor.

Sonra beklerken ölüm kapını çalıyor,

Bekleyemiyorsun.

Yazan: @seleniimo

Ceza

Unutmak bir lütufmuş,

Tanrının insana en büyük hediyesi.

Fakat nasıl unutulur ki?

Saçlarından akan ellerimin,

Teninde bulduğu pürüzsüzlük.

Kokun nasıl unutulabilir?

Günahlarıma verilen en büyük ceza,

Unutamamak.

Yazan: @seleniimo

Git işine

İsmini sildiğimde, bilmiyordun.

Rahatladım.

Kalan anılarını verdiğimde, anlamıyordun.

Umursamadığın emanetinin yükünden vazgeçtim.

Sustuğumda, göremedin.

Yavaşça sıyrıldım acımasızlıklarından.

İnadına mutluyken, orada değildin.

Hayallerime sarıldım.

Sadece derken, sen başkalarıylaydın.

Yek oldum, duygusuzluğa sığındım.

Suskunum

Taşların temsilinde bir koro bekliyor yağan şiddeti,

Yeni serpilmiş maneviyatın buruk anlayışında.

Güçlü direnci tüketen yoğun sevgi seli sürüklenirken,

Dallara tutunan kaçaklar unutamazken vicdansızlığı,

Hızla değişen dünyanın felaketleri baş döndürüyor.

Bir başkasının

Sevdim seni.

Ümitsiz belki bütünüyle.

Dinmedi daha, yorgunluğum geçmedi.

Ama üzecekse bu sevgi seni,

Sessizliğime çekilirim.

Kıskançlığımla üzgün kimi zamanda kırgınlığımla.

Seni beklemekle geçen günleri reddederim.

Bu öyle içten, öyle candan bir sevgi ki;

Yanıp tutuşurken kor olmayı göze alırım.

Aldanırım

Gidiyor musunuz dostlar?

Kanatlarınızı açmış nereye böyle?

Ne bir sebep ne bir rıza.

Alnınızda boş heykeller,

Sırtınızda pek tomarlarla.

Hafiften dışınızda,

Ayrı bir yeri benimsiyorum böyle olunca.

Kanatlarım kopmuş neye yarar?

Sizler almış başınızı gidiyorken.

Benim kırgınlıklarım ancak maziye kanar. 

Filiz

Dumanlı gecenin sıkışmış insanları,

Akışsız ayrılık notalarında kaybolmayı umuyorlar.

Onları dinleyen çağırtkan masaların kir izleri,

Birşeyi anlatmaya çalışmakla meşgul.

Tılsımlarıyla durgunlukları her yanda.

Medet

Hayallerimi takip etmek için çok fakirdim,

Sevmek içinse fazla istekli.

Sabırla, tükenmeden, tüketmeden yaşamayı seçtim.

Hiçbirine sahip olmadan, kenardan baktım gökyüzüne.

Bulutların bana anlatmak istedikleri vardı;

Yalnızlığımdan sıyrılıp dinledim onları.

Hayallerimi özgür bıraktım.

Fedakarlıklarımıysa meçhul.

Sevmelerimi de susturdum, ay ışığından ısınmaya son vererek.

Kabuslarımdan

Tek başına yaşayabilir miydi insan? En çok ihtiyaç duyduğunu bırakınca ne olurdu ona? Yaşayan bir ölü olacaktı. Ve bunu yaptı insan. Kendine yetmeyi dileyerek, umudunu bıraktı. Umutsuz kalacağını bilerek, yaşamayı seçti. Sonrasına diyecek sözü olabilir miydi?