Fırtınalı

Boşuna geçiyor günlerim, anlamsız kaygılarla boğuşarak. Sonu görür gibi olacakken, üzerime yapışan budalalıklardan kaçamıyorum. Gücüm tükenecek gibi. Emin olamıyorum. Dahası başıma saplanan korkunç bir ağrı var, silinmeyen anılarlayım. Günah çıkartmak istesem, bir sonraki sözüm yarım yamalak, kurgusal. Bana sunulan ilgi çekici ne varsa umrumda değil. Yarınlar beliriyor güneşin batışıyla, akşam üstü balkonumda. Herkesi ve herşeyi terk edersem, huzur bana gelecek gibi. Kuralların sıradanlaştırdığı hayatım iflah olmayacak gibi. Benzetmelerim ne çok ki yaşanmışlıklarım arasında hayal ürünü kalıyor. Adına ne derseniz deyin, şehrin kapıları kapalı. Duvarlara tırmanmış çocuklar, göğe uzanan salıncakta nokta gibi görünen ihtiyara baktığı zaman bedenimi hırçın bir dalga savuruyor. Bu dünyaya ait olamamışım da inci kayalara oturup önlenemez arzumu yozlaştırmışım gibi, bolarıyor rüzgarın hızıyla. Gitmek istiyorum uzaklara, bağlarımı koparıp zehirli meyveleri tadarak…