Kayıp diyarların güneşi

Bir yerde kaybolmuştu

Ya o sokak lambası titrek ışığını esirgemişti ondan

Ya da onun içindeki ışık karanlığa gömülmüştü

Bir şekilde dolanmıştı bağları

Bastığı toprak mı taş mı anlayamadan

Düşüvermişti kaldırım kenarına

Elini uzatan olur diye ceplerindeki delikleri gizlemişti

Savrulan aklı başında olmadan

Hayatını tanımlamıştı yaşadıkları

Bir yerde kaybolmuştu

İzini belli etmeyi seçmişken hem de

Yetmeyen algı buketindeydi kokusu

Alıp vermeden ışığını bırakmıştı

O yerde tekrar bulacaktı kendini

Öyle inanıyordu

Ayaklarını yüreğine teslim eden

Kanatsız kuşlar söylemişti ona sırlarını

Gizemi sevmese de inanmıştı

Ya kaybolduğunu sanıyorsun diyen birini bekliyordu

Ya da onun kaybını anlayan birilerini

Kaybolmak böyle bir şeydi işte

Yönler pusluydu sökmeyen şafakta

Bir yerde kaybolmuştu

Soru sormadan kabullenmişti

Bitti demeden bitirmişti