Yaşayan ölü

Bugün benden kendimle röportaj yapmışım gibi bir yazı yazmamı istediler. Kalakaldım. Benim gibi korkaklığa sığınmış biri nasıl olur da kendine sorular sorar ve cevap arardı. Üstelik hepsi benim kurgularımla meydana gelmiş bir eserin ticari kaygısıyla ilgiliydi. Böyle olunca neden kitap yazdığımı düşündüm, Son zamanlarda da aklıma takılıyordu aslen ama aldırış etmiyordum. Meziyetlerime kendim dahi inanamaz olmuştum. Benim yerime biri gelmiş de beni oynuyor ve ben ikisini gözlemliyor gibiydim. Delirmiş olabilir miyim, bilmiyorum. Bu aralar çok fazla bilmiyorum zaten. Emin olamıyorum. Kumar masasında ki kağıtlar, zarlar, taşlar gibi yaşıyorum. Bana soru sorulunca irkiliyorum. Uzun zamandır hayalini kurduğum ne varsa gerçekliğe kavuşuyor ama tatmin olamıyorum. Yolun sonuna gelmiş gibiyim, yorgunum, yalnızım, mutsuzum. Rol yapmak istemiyorum. Teker teker hayallerim yalana dönüşüyor. Hiçlikle savaşmak eskisi kadar kolay değil, gücüm yetmiyor. Kimseyi de bu dehlize çekmek doğru gelmiyor. Basit sanılan bir soruyla başlıyor tüm bu düşüncelerim. Belki de yazmamalıyım diyorum ama sonra bunun için çok geç olduğunu anlıyorum.